Poner fiili koymak anlamına gelir, PONERSE + A + INFINITIVO kullanımı ise bir eylemi yapmaya başlamak, bir eylemi yapmaya koyulmak anlamında kullanılır.
Örneklere geçmeden önce fiilin geniş zaman ve di’li geçmiş zaman çekimlerini yazayım:


Presente de indicativo (Haber kipi geniş zaman)
----
Me pongo
Te pones
Se pone
Nos ponemos
Os ponéis
Se ponen

Indefinido de indicativo (Haber kipi di’li geçmiş zaman)
---
Me puse
Te pusiste
Se puso
Nos pusimos
Os pusiteis
Se pusieron

No digo nada y me pongo a lavar las vajillas.
Hiçbir şey demiyorum ve bulaşıkları yıkamaya başlıyorum (girişiyorum, koyuluyorum)

No dije nada y me puse a lavar las vajillas.
Hiçbir şey demedim ve bulaşıkları yıkamaya başladım.

Al escuchar el sonido de la guitarra, se pone a cantar.
Gitarın sesini duyunca zaman, şarkı söylemeye başlıyor.

Al escuchar el sonido de la guitarra, se puso a cantar.
Gitarın sesini duyunca, şarkı söylemeye başladı.

Özel derslerim ve grup derslerim hakkında bilgi almak için burayatıklayabilirsiniz!










Fiilleri kullanırken en çok dikkat etmemiz gereken noktalardan birisi de, kullandığımız fiilin preposición (edat) isteyip istemediğidir. Bazı fiiller preposiciónsuz yapamaz. Kendilerinden sonra preposición gelmezse cümle gramatik açıdan eksik kalıyor. Bu konuda, fiilleri tek tek ele alıp örnekleyerek açıklayacağım 6-7 yazılık bir dizi yazmayı planlıyorum. Bu ilk yazıda A edatı bağımlısı fiillerden bir kaçına bakacağız.

Tabi ki bu fiilleri de, preposicionlarından sonra mastar fiil gelen ve preposicionlarından sonra isim gelen fiiller olarak kendi içlerinde ikiye ayırabiliriz. Ben sadece kendisinden sonra mastar fiili gelen durumlarla ilgili olarak ve her birinden 10 önemli fiili seçerek bilgi vereceğim. Yok ben preposicionlardan sonra isimler gelen fiilleri de öğrenmek istiyorum diyen arkadaşlar ayrıntılı bilgi almak için buraya tıklayabilirler.


İlk olarak A edatı gerektiren fiillerden 10 tanesine örneklerle bakalım.


Fiil+ A + Mastar fiil

Aprender a -- ..i öğrenmek

Aprendemos a hablar italiano.
İtalyanca konuşmayı öğreniyoruz.

Acostumbrarse a  - … e alışmak

Me acostumbré a sonreir.
Gülümsemeye alıştım.

Atreverse a - … e kalkışmak, cüret etmek, kalkışmak

No te atrevas a tomarme el pelo!
Benimle alay etmeye kalkışma!

Obligar a - … a mecbur bırakmak, e zorunlu tutmak
Tus desiciones me obligan a gastar más dinero
Kararların beni daha çok para harcamaya zorluyor.

İnvitar a - …e davet etmek
Te invito a confesar tus pecados.
Seni günahlarını itiraf etmeye davet ediyorum.

Dedicarse a – kendini…. e adamak
Me dedico a escribir novelas
Kendimi roman yazmaya adıyorum ( işimizi anlatmak için sıklıkla bu kalıbı kullanırız)

Prepararse a - ….a hazırlanmak, kendini ….-a hazırlamak
Me preparo a perderte.
Kendimi seni kaybetmeye hazırlıyorum.

Resistir a - …a karşı koymak, a direnmek/diretmek
Resistimos a creer lo que escuchamos.
Duyduklarımıza inanmaya karşı direniyoruz ya da daha iyi bir çeviri olarak duyduklarımıza inanmamak için diretiyoruz.
                     
Limitarse a – kendini….le sınırlamak
Por qué te limites a esperar.
Neden kendini beklemekle sınırlıyorsun.

Enseñar a-- ….yı öğretmek
Me enseñas a nadar?
Bana yüzmeyi öğretir misin?



Özel ve grup derslerim hakkında bilgi almak isteyenler menü çubuğundan ilgili sayfalara ulaşabilirler. Görüşmek üzere!





Bugün sizlere Saber fiilinin kullanımları hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Fiili Türkçe'deki bilmek fiilinin karşılığı olarak kullanıyoruz.

Él no sabe nada!
O hiç bir şey bilmiyor!

Yo no sé quién eres!
Ben senin kim olduğunu bilmiyorum!

Saber fiilinin bu kullanımı İspanyolca ile az biraz ilgilenmiş herkesin bildiği kullanımıdır. 


Saber fiili hakkında bilmeniz gereken bir diğer kullanım
 A edatıyla birlikte "tadında olmak, tadı vermek" manası veren kullanımdır.

No estoy seguro si la pusieron carne pero algo en la comida sabe a la carne!
İçine et koydular mı emin değilim ama bu yemekte bir şey et tadı veriyor!

Dicen que la carne de iguana sabe a pollo.
İguana etinin tavuk tadında olduğunu söylüyorlar.


Saber'in bu tat ile ilgili kullanımı için bir de şarkı önereyim:
https://www.youtube.com/watch?v=XFFRfpHryFI (nuestro amor sabe a chocolate)


Me sabe + mal + infinitivo 
bu kullanım ise bir şey hakkında kötü hissettiğimizi bildirmek için kullanabileceğimiz kalıpsal bir kullanımdır. İngilizcedeki Feel bad about... kullanımına denktir.


me  sabe mal hablar con ella 
onunla konuşma konusunda iyi hissetmiyorum  


Şimdi biraz da saber fiilinin diğer önemli kullanımlarını sıralayayım:


No saber ni jota de... = ..... hakkında hiç bir şey bilmemek

Siempre me preguntan de las cosas que no sé ni jota!
Her zaman hakkında hiç bir şey bilmediğim şeyler soruyorlar!

¿Se puede saber ... ? - ...... i öğrenebilir miyim/iz? (iğneleyici biraz)

¿Se puede saber  dónde estabas? 
Nerede olduğunu öğrenebilir miydim/miydik?

¿Se puede saber quién era aquella chica?
O kız kimdi acaba öğrenebilir miyim? (acaba kısmını ben koydum, tam trip cümlesi oldu :)

¿Quién sabe ?- Kim bilir?

¿Quién sabe si esta ida tendrá una vuelta?
Kim bilir bu gidişin, dönüşü olacak mı?

Para que lo sepas - Bilgin olsun diye/ bilesin diye

Te lo cuento para que lo sepas. 
Bilgin olsun diye sana bunu anlatıyorum.

Vete a saber -Allah bilir neden!

 Dicen que sus padres se divorciaron, vete a saber qué problemas tenían!
Anne babası boşanmış diyorlar, Allah bilir ne sorunları vardı! (dedikodu dedikodu)

¡Yo que sé! - Nereden/ne bileyim ben ya!

+ Mujer! Dónde está tu marido!
- Kadın! Eşin nerede?

¡Yo que sé!
- Ne bileyim ben!



Bugünlük bu kadar. Derslerimle ilgili bilgi almak ve iletişime geçmek için menüden faydalanabilirsiniz. Herkese buenos dias!






Eski öğrencilerimden birisi, (ismini veremeyeceğim) bir kurumdan ders almıştı. Daha sonra o kurumdaki derslerini bırakıp benimle özel derslere başladı. Diğer kurumda bir kaç ay ders almış olmasına rağmen, neredeyse hiç bir şey öğrenememişti. Neden böyle olduğunu sordum. Aldığım yanıt sadece İspanyolca için değil, öğrenilen (öğretilen) her şeyde yaşanan genel bir sıkıntıya işaret ediyordu. Öğretmen sınıfta o günün konusunu tahtaya yazıp, iki de örnek cümle verip konuyu geçiyormuş. Bir süre sonra bu yöntemden verim alamayacağını fark eden bir çok öğrenci dersleri bırakmış.

Ders verirken kesinlikle düşülmemesi gereken bir hata bu. Bazı öğrenciler anlatılan dersi bu şekilde de anlayabilir. Ama çoğunluk için bu yetersizdir. Hatta öğrenci derste klasik anlatma yöntemlerini anlasa bile dersten sonra çok çabuk unutur. Yapılması gereken öğrenci ya da öğrenci grubunun yapısına (yaş, meslek, İspanyolca öğrenme sebebi ve motivasyonu) bağlı olarak farklı aktiviteleri gerçekleştirebilmeli, dersi sadece sıkıcı konu anlatımı olmaktan çıkarabilmelidir.

Örneğin sayıların anlatıldığı bir dersin ardından iki tane yüksek rakam yazıp bunları okutmak yerine öğrencilerle bir kelime bir işlem programının işlem kısmına benzer yarışmalar yapılabilinir. Ya da sayılar dersi için sınıfa tombala getirilip dersten sonra tombala oynana bilinir  Önemli olan öğrencinin ilgisini diri tutmaktır. Bu da daha çok rekabeti arttırıcı aktivitelerle, yarışmalarla sağlanabilinir.


Bu konuda yazacağım yazılarda İspanyolca öğretenlere değişik konularda yukarıda yazdıklarıma benzer aktivite örnekleri vermeye devam edeceğim.

Şimdilik Adios!









Bedava İspanyolca özel ders kazanmak ister misiniz? Yapmanız gereken çok basit:

- Buraya tıklayarak ispanyolca defteri facebook grubuna üye oluyorsunuz.

- Gün içinde Türkçe olarak verilen kelimenin İspanyolca karşılığını yorum olarak yazıyorsunuz. (Her gün sadece bir kelime verilecektir. İlk yorumu yapma zorunluluğu yoktur)

- Her ay en fazla kelime çevirenler arasından bir kişiye haftada bir saatten bir aylık özel ders hediye ediyoruz.

- Yine çekilişle en fazla yorum yapan on kişiye %50 oranında indirimli ders imkanı sağlıyoruz. 

- İstanbul dışından katılanlar için dersleri Skype üzerinden görüntülü olarak yapma imkanı sağlıyoruz.


İspanyolca defterine üye olun, özel dersi siz kazanın!


Ayrıntılı bilgi ve iletişim:

0 536 958 57 68
espanturca@hotmail.com


Not: Kampanya grubumuz 1000 kişiye ulaştığında başlayacaktır!


Merhabalar!

Bugün sizinle, sokak sanatçılarıyla ilgili oldukça başarılı bir film paylaşmak istiyorum. Aşağıdaki linke tıklayarak Noviembre filmini İspanyolca, Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz. Herkese iyi seyirler.



FİLMİ İZLEMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN!




Trabalenguas, ispanyolca konuşma kabiliyetimizi geliştirmemize yardımcı olan tekerlemelerdir. Bu tekerlemeleri her gün bir kaç defa okuyarak konuşmamızı, vurgularımızı geliştirebiliriz. Sizler için seçtiğim bazı trabalenguas örneklerini aşağıya yazıyorum.


Herkese kolay gelsin...


**************

Come coco, compadre, compre coco.
No compro coco, compadre,
porque el que poco coco come,
poco coco compra.

En el cerro de Parangaricutirimicuaro,
mataron un parangaricutirimicuador,
quien me lo desemparangaricutirimicuare,
será un buen desemparangaricutirimicuador.

El nene dijo a la nena:
Dile a Nino que la nena nono.
La nena le dijo a Nino
que el nene dijo que la nena nono.

Una mata de topotoropo
tuvo cinco topotoropitos.
Cuando la mata de topotoropo
se entopotoropea
se entopotoropean
los cinco topotoropitos.

El amor es una locura que sólo la cura el cura,
pero el cura que la cura comete una gran locura.

Treinta y tres tramos de troncos
trozaron tres tristes trozadores de troncos
y triplicaron su trabajo
de trozar troncos y troncos.

Parra tenía una perra. Guerra tenía una parra.
La perra de Parra subió a la parra de Guerra.
Guerra pegó con la porra a la perra de Parra.
Y Parra de dijo a Guerra:
¿Por qué ha pegado Guerra con la porra a la perra de Parra?
Y Guerra le contestó: Si la perra de Parra
no hubiera subido a la parra de Guerra,
Guerra no habría pegado con la porra a la perra de Parra.

Cierto dulcero de cierta dulcería,
sus dulces desendulzó.
Por desendulzar sus dulces,
sus desendulzados dulces,
ya no vendió.

Responder a las preguntas
sin conocer la respuesta
arriesgado te resulta
y podrás perder la apuesta.
Apuesta por la postura
más atinada y contesta:
«Sólo sé que no sé nada»,
como el gran sabio de Grecia.

Un trabalengüista muy trabalenguoso
creó un trabalenguas muy trabalenguado
que ni el mejor destrabalengüista
podría destrabalenguar.

¿Cómo quieres que te quiera,
si el que quiero que me quiera
no me quiere como quiero que me quiera?

Pablito clavo un clavito
en la calva de un calvito ,
el clavito se cayó
y Pablito lloró .

Dije que te dijeran que me lo dijo,
aunque nadie me dijo que te lo dijera;
pero yo quería que te dijesen lo que dije,
por si no te decían lo que dije que te dijeran.

Yo soy Diego y nada digo,
si digo o no digo soy Diego,
pero si Diego soy, yo lo digo,
digo que si lo digo soy Diego.
un techador que atento miraba
le dijo: «¿Qué haces, María Chucena,
techas tu choza o techas la ajena?»
«No techo mi choza
ni techo la ajena,
techo la choza
de María Chucena.»



Özel derslerim hakkında bilgi almak için tıklayınız!


Grup derslerim hakkında bilgi almak için tıklayınız!



Merhabalar, ispanyolca e-libro indirmek için beğendiğim bir sayfayı sizinle paylaşmak istiyorum. Sayfaya üye olunca aylık beş kitabı ücretsiz edinebiliyorsunuz ve oldukça geniş bir arşive sahipler. Diğer dillerde de e-book bulabiliyorsunuz sitede.

Herkese kolay gelsin.


   http://espanol.free-ebooks.net/categoria/clasicos-novelas-y-cuentos



Yazı dilinin önemli bileşenlerinden biri olan oktalama işaretlerinin ispanyolcadaki adları şöyledir:



´
acento
“ ”
comillas
˜
acento o tilde
<<    >>
comillas
.
punto
-
guión
...
puntos suspensivos
raya
,
coma
;
punto y coma
( )
paréntesis
*
asterisco o estrellita
:
dos puntos
/
barra
¿ ?
signos de interrogación
¡ !
signos de admiración
[ ]
corchetes
@
arroba
{ }
corchetes
'
apóstrofe







Hola amigos!

Bugün sizlere hayvanların çıkardıkları seslerin ispanyolca nasıl adlandırıldıklarından bahsedeceğim.


Koyun, keçi  - balar  (Las ovejas balan sin parar - koyunlar durmaksızın melerler)

Arı - zumbar

Baykuş - ulular

Eşek - rebuznar (saçma sapan konuşan birine "no rebuznes!" diyebilirsiniz ama riskli biraz tabi)

At - relinchar

Tavuk - cacarear

Horoz - cantar

Kedi - Maullar

Köpek - Ladrar

Kuş - arrullar

Aslan, kaplan - rugir

İnek - Mugir






Herkese merhaba.

Bugün sizinle yine çok güzel bir ispanyolca film paylaşacağım.Filmimizin adı Mientras Duermes. Türkçeye Sen Uyurken olarak değil de Ölüm Uykusu olarak çevrilen filmin başrollerinde Celda 211 filminden de tanıdığımız Luis Tosar ve Marta Etura'yı görüyoruz.

Filmin yönetmeni Jaume Balagueró. Film 2011 yapımı ve gerçekten başarılı bir gerilim filmi. Hem ispanyolca dinleme pratiği yapmak hem de güzel bir film izlemek isterseniz aşağıda verdiğim linke tıklayabilir, türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.Yorumlarınızı bekliyorum.


Hepinize iyi seyirler.






Herkese Hola!

Yeni yazımızın konusu ilginç bir ispanyolca deyim. Llegar y besar el santo. Önce kelimelerin anlamlarını yazayım.

Llegar: varmak, ulaşmak, gelmek
Besar: öpmek
El santo: Aziz, kutsal kişi, evliya, hazret

Bu bağlamda baktığımızda deyimin birebir çevirisi “Gelmek/ulaşmak ve hazreti öpmek” anlamına geliyor. Deyim bir insanın yapmak istediği şeyi ilk denemesinde sorunsuz olarak başarması, deneme sırasında çok şanslı olması durumlarında kullanılıyor. Deyimin çıkışına gelince...

Eskiden hristiyanlar kutsal topraklarını ya da başka bölgelerde bulunan azizleri ziyaret etmek ve onları öpebilmek için uzun yollardan yürüyerek giderlerdi ve ulaştıklarında aynı amaçla başka yerlerden gelen bir çok insanın aynı eylemi gerçekleştirmek için sırada olduklarını  görürlerdi. Bu eziyetli yolculuktan sonra bir süre de sıranın kendilerine gelmesini beklerlerdi. Hatta bazı durumlarda o azizin orada olmadığını öğrenirler ve emekleri boşa giderdi. Şanslı olan insanlar ise hedeflerine vardıklarında hiç sıra olmadığını görür ve hazreti ya da kutsal toprakları öpmek için hiç zaman kaybetmezlerdi. Deyimin kökeni buraya dayanıyor.

Peki biz deyimi hangi durumlarda kullanabiliriz. Örnek durumlar oluşturayım kafanızda daha net canlanması için.

Durum 1
Sabah iş görüşmesine gitmeniz gerekiyor ama öncesinde de bankaya uğrayıp başka bir işinizi halletmeniz gerekiyor. Bankada sıra beklerseniz iş görüşmesine geç kalacaksınız ama bankaya girince hiç sıra olmadığını görüyorsunuz. İşinizi bir dakikada halledip çıkıyorsunuz. Bu “llegar y besar el santo” durumudur.

Durum 2
Bankadan çıkıp iş görüşmesine gidiyorsunuz. Ve onbeş dakikalık bir konuşmadan sonra size işe başlayabileceğiniz söyleniyor. Bugün ikinci defa “geldiniz ve hazreti öptünüz”.

Durum 3
Barcelona – Real Madrid maçı oynanıyor. Barcelona  başlama vuruşunu yapıyor ve ilk atakta topu ağlara gönderiyor. Bu durum da ne oluyor ? “Barça llega y besa el santo” yani barcelona geliyor ve hazreti öpüyor.

Umarım faydalı olur. Herkese “llegar y besar el santo”lu bir hayat dilerim.



İspanyolca özel derslerim  hakkında bilgi almak için espanturca@hotmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.







Film tavsiyeleri yazı dizisi başlığıyla paylaştığım filmleri izlerken hem ispanyolca dinleme/dinlediğinizi anlama kabiliyetiniz artacak, hem de güzel filmler izleyerek hoş zaman geçirebileceksiniz. Bu defa sizin için seçtiğim film Ay Carmela!

Film ispanyol iç savaşı sırasında Halk Cephesi askerlerini eğlendirmek için gösteri yapan bir çifti ve yaşadıklarını konu alıyor. Aşağıdaki linkten filmi izleyebilirsiniz.

İyi seyirler..



http://www.videoslasher.com/video/C67ZGTYRNJHN



Merhabalar. Her zaman tekrarladığım gibi, deyimleri kullanabilmek dile olan hakimiyetinizin en temel göstergelerinden biridir. Bu yazımızda “dilinin ucunda olmak” ya da “dilinin ucuna gelmek” deyiminin ispanyolcasını ve örnek cümleleri paylaşacağım. Bir şeyi hatırlamak üzere olmak ve bir türlü hatırlayamamak durumlarında kullandığımız bu deyimin ispanyolca karşılığı “tener algo en la punta de la lengua”dır. Deyimin ingilizce karşılığı "be on the tip of one's tongue"dir. 

Tener (sahip olmak) fiilinin presente de indicativo zamanında şahıslara göre çekimi şöyledir:

TENER
---
tengo
tienes
tiene
tenemos
tenéis
tienen

Tener fiilinin diğer zamanlarda çekimini görmek için buraya tıklayın!

Gelelim deyimin kullanımına, yani örneklemeye. Bir arkadaşınızın size bir şey sorduğunu düşünün. Bildiğiniz bir şey ama bir türlü hatırlayamıyorsunuz, her an hatırlayacak gibi oluyorsunuz. Bu durumda ona;

“Espera un minuto! Tengo la respuesta de tu pregunta en la punta de la lengua”
“Bir dakika bekle! Sorunun yanıtı dilimin ucunda” dersiniz.

Örnekler:

Lo tenía en la punta de la lengua, pero se me olvidó.
Dilimin ucundaydı ama unuttum.

-Claro que me acuerdo de tu nombre. Te llamassss... puueeessss... lo tengo en la punta de la lengua...
- Tabii ki senin ismini hatırlıyorum. Senin adınnn...hmmm... dilimin ucunda...


Umarım son örnekteki durum kimsenin başına gelmez. Başka bir yazıda görüşmek üzere.



İspanyolca özel derslerim hakkında bilgi almak için burayı tıklayın!