İspanyolca ile ilgili bir çok şey

Uzayan Cümleler 4

basit bir cümleyi alıp orasından burasından çekiştirerek genişlettiğimiz uzayan cümleler serisinin dördüncüsüyle birlikteyiz. bu yazıda, diğer yazılardan farklı bir çalışma yapalım istiyorum. başlamadan önce kalem kağıt alırsanız karşılıklı ilerleyebilir, kendi cümlelerimizi genişletebiliriz. aşağıya üç cümle yazacağım. bu cümlelerden birini ben seçeceğim, siz de geriye kalan iki cümleden birini seçerek atacağım adımlarda bana eşlik edebilirsiniz. her adımda nasıl bir işlem yaptığımı açıklayarak ilerleyeceğim ve size cümlenizde kullanmanız için bazı ögeler önereceğim.


1- mi hermano trabaja - kardeşim çalışıyor
2- tu amigo estudia - arkadaşın ders çalışıyor
3- su perro corre - köğeği koşuyor

ben bir numaralı cümleyi alıyorum ve ekleme işlemlerine başlıyorum. her adımda bir öge ekleyerek ilerleyeceğim ve sizden eklediğim ögeyle aynı türde bir ögeyi kendi cümlenize eklemenizi isteyeceğim. yani ben cümleye bir sıfat eklersem sizden de bir sıfat seçip eklemenizi isteyeceğim.

adım 1:

mi hermano trabaja en el hospital - kardeşim hastanede çalışıyor

birinci adımda bir sustantivo yani isim seçtim ve seçtiğim bu ismi cümleye yer edatlarından "en" ile bağlayarak kardeşimin nerede çalıştığını bildirdim. şimdi sıra sizde. iki numaralı cümleyi seçtiğinizi varsayarak "arkadaşın x'te ders çalışıyor" anlamı sağlayacak şekilde bir cümle kurun. mesela arkadaşın kütüphanede ders çalışıyor veya arkadaşın evde ders çalışıyor gibi bir cümle kurun. cümleyi tamamladıktan sonra ikinci adıma geçebilirsiniz.

adım 2: 

mi hermano trabaja ocho horas en el hospital - kardeşim hastanede sekiz saat çalışıyor.

bu adımda kardeşimin ne kadar süre boyunca çalıştığını, mesaisinin ne kadar sürdüğünü belirtmek için "ocho horas", yani "sekiz saat" öbeğini ekledim. bu adımı atarken bazı arkadaşların kafasında "bu ocho horas öbeğini illa araya mı eklemeliyim, sondan ekleye ekleye gidemez miyim?" sorusu belirmiş olabilir. sona da ekleyebilirsiniz bu bir soruna neden olmayacaktır. isteseydim bu cümleyi mi hermano trabaja en el hospital ocho horas" şeklinde de söylesem bir sorun olmazdı. yine ikinci cümleyi seçtiğinizi varsayarak "arkadaşı kütüphanede x süre ders çalışıyor" gibi bir cümle kurabilirsiniz. cümleye çeşitlilik katmak ve benim yaptığım değişikliklere çok da benzemeyen değişiklikler yapmak isterseniz alternatif kelimeler kullanabilirsiniz.

durante: boyunca
más o menos: aşağı yukarı
.

adım 3:

mi hermano trabaja ocho horas en el hospital para ganar dinero- kardeşim para kazanmak için hastanede sekiz saat çalışıyor

bu noktada kullandığım "para-için" edatını kullanarak cümleye bir nedensellik ekledim. kardeşimin sekiz saat boyunca hastanede çalışmasının altında yatan motivasyonu açıkladım. bu adımda lütfen edatı sabit tutalım ve "para" edatı + mastar fiille cümleyi uzatalım. örnek olarak "arkadaşı, sınavı geçmek için kütüphanede iki saat boyunca ders çalışıyor" gibi bir cümle denenebilir.

adım 4: 

mi hermano trabaja cada día ocho horas en hospital para ganar dinero - kardeşim para kazanmak iççin hergün sekiz saat hastanede çalışıyor

dördüncü ve son adımda kardeşimin çalışma eylemini yapma sıklığını belirtmek için hergün anlamına gelen "cada día" öbeğini ekledim. bu adımda siz isterseniz aşağıdaki öbekleri kullanabilir veya kendi öbeklerinizi oluşturabilirsiniz.

los lunes: pazartesileri
los fines de semana: hafta sonları
entre samana: hafta içi

örnek olarak şöyle bir cümle kurabilirsiniz " arkadaşı, sınavı geçmek için, pazartesileri iki saat boyunca kütüphanede ders çalışıyor".


yaptığınız cümleleri yorum olarak yazarsanız gerekli düzenlemeleri yapmak için elimden geleni yaparım. buna ek olarak hiç dokunmadığımız, konu mankeni misali yukarıda bekleyip duran el perro cümlesine de bu dört adımı uygulamayı deneyebilirsiniz.

serinin beşinci yazısında görüşmek üzere.



Latincenin Hayaletleri - I

latince uzunca bir süredir ölü diller kategorisinde bulunuyor. buna rağmen dünyanın farklı noktalarında hala latince kelimeler, terimler, tanımlamalar, özellikle politikada, iş hayatında, sanatta, askeri literatürde ve gündelik dilde kendine yer bulabiliyor.

bir eylemi "de facto" olarak gerçekleştirdiğini ifade eden kişi, bundan yaklaşık 2500 yıl kadar önce de kullanılan bir terimi aynen tekrarlayarak zamanın olağan akışında bir çatlak oluşturur ve o çatlaktan latincenin tunikli, togalı hayaletleri dışarı süzülür. geldikleri yere iade etmek gibi bir motivasyona sahip olmaksızın, bu hayaletleri yakalamaya, togalarından çekiştire çekiştire ne anlama geldiklerini öğrenmeye çalışalım.

1- casus belli

gazetelerde, televizyon haberlerinde karşımıza çıkabilen bu terim, savaş nedeni anlamına geliyor. ingizlerin "kasuz belay" olarak telaffuz ettikleri bu terim latincede "kasus belli" olarak telaffuz ediliyor. türkçe gibi okuduğumuzda sanki bir casus varmış da sonra onun kim olduğu belli olmuş gibi bir anlam çıktığı için ilk okuduğumda da meselenin ortaya çıkan bir casuslukla ilgili olduğunu düşünüp uluslararsı ilişkilerde bir yıpranmaya neden olabileceğini düşünmüştüm. bir noktada haksız da sayılmazmışım.

örneğin, birinci dünya savaşı öncesi franz ferdinantın gözünü milliyetçilik bürümüş gavrilo princip tarafından alnının çatından vurulması avusturya-macaristan imparatorluğu için sırbistana karşı bir casus belli yani savaş sebebi olmuştur.

daha güncel bir örnek vermek gerekirse; ikiz kulelere gerçekleştirilen uçaklı saldırı amerika tarafından bir casus belli olarak kabul edilmiştir.

2- carpe diem

kullanıla kullanıla suyu çıkarılan latince hayaletlerinden biridir. günün tadını çıkar, anı yaşa anlamlarına gelmektedir ve adamsendecilik propagandasının en etkili araçlarından biridir. üzerinde daha fazla durmayacağız.

3- alter ego

alter (diğer-otro), ego (ben, yo) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş olan, bir ben vardır benden içerü manasına gelen bir psikoloji terimidir ve iki bin beş yüz yıllık latince hayaleti görevini gündelik hayatımızda başarıyla ifa eder.

-aşağıda spoiler var-
-aşağıda spoiler var-
-aşağıda spoiler var-
en bilindik alter ego örnekleri olarak süpermen, betmen, örümcek adam sayılabilir. tyler durden da anlatıcının alter egosudur.
-yukarıda spoiler var-
yukarıda spoiler var
yukarıda spoiler var


4- deus ex machina

günümüzde daha çok sinema ve tiyatro terimi olarak kullanılan bu kavram, çözülmesi imkansız gibi görülen durumların olay akışında bir tesadüfe, beklenmedik bir gelişmeye bağlı olarak, akla pek yatmasa da, çözülmesi anlamına gelir.

terimin bire bir çevirisi "makinedeki tanrı" anlamında gelmektedir. etimolojisine baktığımızda, antik  roma ve grek tiyatrolarında kahramanların en çaresiz kaldığı anlarda, bir vinç düzeneğine (makine) bağlanmış olarak gök yüzünden inen tanrılar, melekler tarafından bütün sıkıntıların giderilmesi ve seyircilere mutlu sonun sunulması hikayesini görürüz. antik roma ve grek tiyatrosuna ilk eleştiriler de yine taa o zamanlarda yapılmış ve "böyle saçma sapan son mu yazılırmış, euripides çok bozdu cık cık cık" söylemleri almış başını yürümüş. hatta "insan iki şeyi saklayamaz; sarhoş olduğunu ve aşık olduğunu" sözüyle meşhur olan tiyatro yazarı antiphanes bu konuda iğneleyici bir şiir bile yazmıştır. çevirisi "aşağı yukarı" aşağıdaki gibidir.

ne diyeceklerini bilmediklerinde
eseri büsbütün berbat ettiklerinde
tatmin eder izleyiciyi
parmak gibi havaya kalkan makine

eleştirilere aristo, eflatun ve çok uzun yıllar sonra niçe de destek vermiş "olmaz olsun böyle senaryo" yakınmasına ses katmışlardır.

nip/tuck dizisini izleyenler bilir, şean eski hemşiresiyle tek gecelik ilişki yaşar. kadın ilişkiyi sean'ın karısına anlatmakla ve hatta polise gidip "bana tecavüz etti" diye şikayetçi olmakla tehdit eder. konuşurken sokağa çıkarlar ve kadına bir otobüs çarpar. kadın ölür sean bu dertten deus ex machine tekniğiyle kurtulur.

deus ex machine düzeneği

5- ecce homo
yukarıda sıralananlar kadar sık kullanılmamakla birlikte benim en sevdiğim latince kavramlardan biridir. en meşhur ecce homo cümlesi bundan tam olarak 1988 yıl önce, roma'nın yahudiye eyaleti valisi pontus pilatus tarafından, yeruşalim'de yani kudüs'te söylenmiştir. biraz kavramın içeriğinin tam olarak anlaşılmasını sağlamak, biraz da gevezelik etmek amacıyla olayı biraz daha geriden alarak anlatalım.

isa'dan önce altmışlı yıllarda, kabına sığmayan roma imparatorluğu, birinci yahudi-roma savaşını kazanıp bölgesi hakimiyeti altına alır ve valiler aracılığıyla yönetmeye başlar. isa doğup otuzlu yaşlarına erişir ve peygamberlik alametleri ve değişik değişik mucizler göstermeye başlar. hastları iyileştirir, su üzerinde batmadan yürür, beş ekmek üç balıkla binlerce insanı doyurur üstüne küfeler dolusu ekmek ve balık artığı toplatır, körlerin gözünü açar, kötürümleri yürütür hatta lazar'ı (lazarus) ölümden diriltir (bana kalırsa isa'nın en büyük mucizesi otuzundan sonra on iki yeni arkadaş edinebilmiş olmasıdır).

bu mucizler ve peygamberlikler sırasında ben yahudilerin beklediği mesih yani kurtarıcıyım diye propaganda yapmaya da başlayınca dönemin ileri gelen yahudi din adamları tarafından tehdit edilir. sen kim mesih olmak kim diye saldırıya başlarlar. aslında ellerinden gelse hemen ortadan kaldıracaklardır ama roma hakimiyeti vardır. roma valisinden izin almadan sinek bile kovalamaları yasaktır. bu yüzden bir neden bulmaya ve onu roma'nın gözünde de suçlu duruma düşürmeye çalışırlar. bu çabalar içinde en meşhur ve bana kalırsa en kıvrakça olanı romalı askerlerin ve yetkililerin de bulunduğu bir ortamda isa'yı durdurmak ve "sen her şeyi çok iyi biliyorsun ya, yahudilerin kurtarıcısısın ya, şimdi söyle bize bakalım yahudi milletinin roma'ya vergi vermesi doğru mudur?" diye sorarlar. isa "evet, doğrudur" dese "bakın yahudilerin vergi vermesine laf etmiyor ama kendisini yahudilerin kurtarıcısı diye ortaya atıyor" diye karalama faaliyeti başlatacak ve isa'nın bütün karizmasını çizmiş olacaklardır. tersine isa "hayır, caiz değildir" dese roma askerleri yakasından tuttukları gibi götürece ve cezalandıracaklardır. her iki durumda da karlı çıkacağını düşünen din adamları ve ileri gelenler avuçlarını sıvazlarken isa onlardan, kendine bir para vermelerini ister. uzatılan madeni parayı kalabalığa doğru kaldırıp "paranın üstünde kimin resmini görüyorsunuz?"diye sorar. paranın üzerinde roma imparatoru sezar'ın resmi vardır. doğal olarak "sezar'ı görüyoruz" derler. bunun üzerine isa tarihte benzeri görülmemiş bir zeka kıvraklığıyla "sezar'ın hakkını sezar'a, tanrı'nın hakkını tanrı'ya verin" diyerek yoluna devam eder.


"paranın üzerinde kimin resmi var?"

bu gibi denemelerde hep başarısız olan yahudiler en sonunda bozgunculuk çıkarır, "bu adam roma'ya karşı çıkıyor, kendisini yahudilerin mesih'i olarak gösteriyor" diye şikayet edip ortalığı velveleye verir. mesih kelimesi aynı zamanda yahudilerin kıralı olacak kişi için kullanıldığından yargılamanın yolu açılır. vali pontus pilatus isa'nın suçlu olmadığını düşünmektedir. karısı da bir rüya gördüğünü, bu adamın suçsuz olduğunu ve cezalandırılmaması gerektiğini pilatus'a anlatır. ama yahudiler isyan etmektedir ve bu eyalet yönetimi için başarısızlık anlamına gelecektir. pilatus romalılara bir öneride bulunur. "sizin bir geleneğiniz var, ben de bu geleneğe göre fısıh bayramlarında sizden bir suçluyu affedip size teslim ediyorum. bu fısıf bayramı için isa'yı affetmeyi öneriyorum" der. topluluk "onu istemeyiz, bize barabas'ı ver" diye yanıtar. barabas bir hayduttur. bir haydutun salıverilmesini isteyen topluluk karşısında artık daha fazla diretemeyeceğini anlayan pilatus isa'yı işaret ederek "ecce homo", yani "işte insan" der.

bu cümle o kadar etkilidir ki, hala isa'nın çile çektiğini, çarmıh taşıdığını, kafasına dikenden örülmüş bir taç takıldığını, kırbaçlandığını gösteren tablolara genel olarak "ecce homo" adı verilir. naturmort gibi bir terim olarak kullanılır sanatta.



Pilatus aşağıda bekleyenlere doğru bağırıyor "ecce homo" gelin alın!


latince'nin hayaletlerinin peşinde koşmaya bu serinin başka yazılarında devam edeceğiz. şimdilik bu kadar.

carpe diem!

İspanyolca isimler, değişik değişik isimler

isimleri kısaltarak veya aradaki yakınlığı, samimiyeti ifade etmek için farklı formlara sokarak telaffuz etme durumu sadece bizim kültürümüze özgü değil. bir çok dilde aynı durum mevcut. insanların ispanyolcaya olan sempatisini ve yönelimini arttırmak suretiyle gelirime katkıda bulunduğu için hayli müteşekkir olduğum la casa de papel dizisinde profesor, kendisine takma ad olarak salvador'un kısaltması olan salva adını seçmişti. ekip arkadaşlarını soyguna suratlarında salvador dali maskesiyle gönderdikten sonra kendisi için takma ad olarak salva'yı seçmesi, zekasından kuşku duyulamayacak olan raquel'e kendisini bu adla tanıtması, profesörün aslında ekiple olan bağının hiç kopmayacak türden bir bağ olduğunu, zira ekibin bütün üyelerinin bir salva, bir profesör olduğunu ima etmek içindi belki de. bu bağlamda, profesör, bir yönden operasyonun beyni olarak işlev görürken diğer taraftan ekipten biri olduğunu, onlardan üstün olmadığını, soygunun bir "hayvan çiftliği" replikasına dönüşerek sonlanmayacağını göstermek istemekteydi. soygunu yapmak için binaya girenlerle dışarıda olanı, yani içeriyi ve dışarıyı aynılaştırma, bütünleştirme, kader ortaklığını sürdürme çabasının bir simgesiydi salva adı. profesörün bu yaklaşımı bize... konudan saptım yine. kimse de uyarmıyor!




tükçe'de bir ismi kısaltılmış veya samimileştirilmiş haliyle söylemek için, genellikle ismin belirli harfleri atılır ve kelime sonuna -o seslisi eklenir. süleymandan sülo, ibrahimden ibo, hüseyinden hüso türetilir. ismi sonuna o ekleyerek kısaltmanın yanısıra türk dilinde "i" harfiyle biten ve "ş" harfiyle biten kısaltmalar da sıklıkla görülebilir. bunlara örnek olarak; ibrahim-iboş, fatma-fatoş, sadettin-sadi, seyfettin-seyfi, neslihan-nesli, ozan-ozi, mustafa-musti, suzan-suzi (türküsü çok hoştur) gibi kısaltmalar verilebilir. bu kısa formların bazıları kendi başlarına (veya başlı başlarına) isimler olarak da kullanılabilmektedir.

isimlerin gündelik dilde kısaltılmasında, kullanılan kısa ismin, kısaltılan isimden genellikle birden fazla harf almasına bağlı olarak kolaylıkla anlaşılabilmekte/anlatılabilmektedir.(veya anadil olarak öğrendiğimiz için bu gibi konular bize kolay gözükmekte, dışı bizi içi türkçe öğrenmek isteyen yabancıları yakmaktadır. ilginç bir noktaya geldi söz. anadil olarak öğrenilen dilin kolay olduğunu düşünmek, gramerinin basit olduğu yargısına varmak anlaşılabilir bir durum. biz anladığımız için türkler yavaş, anlaşılır konuşuyor gibi geliyordur belki de. ispanyolca ile ilgili klişe cümlelerde ikinci sırada "ispanyollar çok hızlı konuşuyor" cümlesi gelir. birinci sıra "melodik bir dil" cümlesi gelir, klişe (ama haklı). türkçe öğrenen bir ispanyolla konuşsak, muhtemelen "türkler çok hızlı konuşuyor" diyecektir. parantezi burada kapatmam gerekiyor ama siz, aşağıdaki videodan sonra kapanmış varsayın lütfen.)




ispanyolca hakkında konuşmak gerekirse; ispanyollar ve latinler de, tıpkı bizim yaptığımız gibi, isimlerin belli bir kısmını atarak farklı formlar üretiyorlar. salvador-salva, margarita-marga, santiago-santi, teresa-tere isimleri bu duruma örnek olarak verilebilir. fakat bizdeki durumun aksine, kastilya dilindeki bazı isimler öylesi değişimler geçirir ki, "yuh yani" tepkisini hak eder. bu yazının asıl konusu ispanyolca öğrenenleri bu hususta bilgilendirmek ve arkadaşlık kurdukları ispanyolların ve latinlerin gerçek isimlerinin ne olduğunu bilmelerini sağlamaktır. yani buraya kadar yazdıklarımı okumasanız da olur :)



isim
kafka'ya "dönüşüm budur!" dedirten hali
jose
pepe (¿ne alaka?)
francisco
paco
ignacio
nacho
concepcion
concha
dolores
lola
manuel
manolo (bu yine anlaşılıyor)
enrique
quique
alfonso
poncho
jorge
coco
consuelo
chelo
isabel
chabela





Sinema Tarihinin Meşhur Cümleleri - İspanyolca

Bence bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı.
Presiento que éste es el comienzo de una hermosa amistad.
-Casablanca-


Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.

Le haré una oferta que no podrá rechazar.
-Baba-

















Kaptan, Kaptanım!

¡Oh capitán, mi capitán!
-Ölü Ozanlar Derneği


Koş Forrest, Koş!
¡Corre Forrest Corre!
-Forrest Gump-

























Günaydın Prenses!

¡Buenos días, princesa¡
-Hayat Güzeldir-
















Ölü insanlar görüyorum.

En ocasiones veo muertos.
-Altıncı His-





Dövüş kulübünün ilk kuralı, dövüş kulübünden bahsetmemektir.

La primera regla del Club de Pelea es:No hables sobre el Club de Pelea
-Dövüş Kulübü-





Güç seninle olsun!

¡Que la fuerza te acompañe!
-Yıldız Savaşları-




























Houston, bir sorunumuz var.
Houston, tenemos un problema.
-Apollo 13-








eklemek istediğiniz replikleri yoruma bırakırsanız yazıyı editleyebilirim.

Uzayan Cümleler 3



ayer fui 
dün gittim

ayer fui a la casa 
dün eve gittim

ayer fui a la casa de cumali 
dün cumali'nin evine gittim


ayer fui a la casa de cumali para hablar 
dün cumali'nin evine konuşmak için gittim

ayer fui a la casa de cumali para hablar con él 
dün cumali'nin evine onunla konuşmak için gittim

Eyy Artikel, Beni Çıldırtma ve Artık Kendine Gel!

artikeller (tanım edatları) konusu ispanyolcaya yeni başlayanların en fazla zorlandıkları konuların içinde kendilerine kolay yer bulan gramatik varlıklardır. basitçe söylemek gerekirse artikellerden kasıt kelimelerin önünde kullanılan el, la, los, las (belirtili tanım edatı) ve un, una, unos, unas (belirtisiz tanım edatları) gramatik varlıklarına verilen addır. bu varlıklar sayesinde isimlerin cinsiyeti ve sayısı hakkında bilgi sahibi oluruz, söz konusu isimlerin bilinirliği, özel oluşu, belirli oluşu veya bilinmezliği, genel oluşu, belirtisiz oluşu hakkında bilgi sahibi oluruz. yani bir insan bize el coche dediğinde; araba kelimesinin eril olduğunu ve belirli bir arabadan bahsedildiğini vb. durumları anlarım.

pandoranın kutusu açılıyor! 


artikelleri, kullanıldıkları nesnelere bakarak anlama veya belirleme şansı olmadığı için yeni kelimelerin artikelleriyle birlikte ezberlenmesi gerekir. bazı genel kurallar vardır, bunlardan en popüler olanı a ile biten kelimeler için genellikle dişil (la), o ile biten kelimeler için genellikle eril (el) tanım edatının kullanılmasıdır. yukarıdaki cümlenin "bu cümlede bu kısım olmasaydı daha iyiydi" dedirten kısmı "genellikle" zarfıdır. istisnalar tam da burada başlar zira ispanyolca bütün kelimelerin o veya a ile bittiği bir dil değildir hatta bütün o ile biten kelimeler eril ve bütün a ile biten kelimeler dişil değildir. gramerin burada gözünü size dikip "her gördüğün sakallıyı deden sanma" demesi moralinizi bozmasın. zira bu örnek ve genelleme üzerinden ilerlediğimizde karşımıza çıkan sakallıların yüzde doksan oranında dedemiz çıkma ihtimali var. (küsüratsız sayı verdim, salladığım anlaşılmamıştır umarım. bu oran tam olarak doğru değilse de yakındır. aşağıdaki bağlantıda a ile biten isimlerin bir listesi verilmiş. sanırım bu a - dişil korelasyonu kadın isimlerinin çoğunun a ile betmesinde de etili olmuş. isimler, dillerin önemli bileşenleridir ve diller hakkında verdikleri bilgiler değerlidir. ispanyolcada a ile biten kadın isimlerinin çoğunu sondaki a harfini atıp o ekleyerek erkekler için kullanabiliriz. maria-mario, alejandra-alejandro, julia-julio, patricia-patricio, adriana-adriano... bu durum bizde arapçanın etkisiyle "iye" ekiyle kendini göstermektedir; şükrü-şükriye, vasfi-vasfiye, zeki-zekiye, kadri-kadriye, nuri-nuriye, hayri-hayriye, sabri-sabriye, fikri-fikriye, hüsnü-hüsniye, avni-avniye, ali-aliye,  şaban-şabaniye)

http://www.palabrasque.com/buscador.php?f=a&d=26


fakat bazı kelimeler a ile bitmesine rağmen el artikeli veya o ile bitmesine rağmen la artikeli alabiliyor. bu düzensizlik durumun geçerli olduğu en önemli, en çok karşılaşılan kelimeler şunlardır:

a ile bitmesine rağmen eril olanlar
el día - gün
el problema - problem
el idioma - lisan, dil
el sistema - sistem
el fantasma - hayalet
el diploma - diploma
el poema - şiir
el programa - program
el drama - drama,
el mapa - harita
el planeta - gezegen
el poeta - şair (bu noktadan itibaren yzacağım meslek isimleri dişiller ve eriller için sadece artikel değiştirilerek kullanılabilir yani el poeta erkek şairken la poeta dediğimizde kadın şair oluyor.
el florista - çiçekçi
el guía - rehber
el espía - ajan
el cura - rahip (la cura bir önceki parantezde belirtilen kurala da istisnadır zira el cura kelimenin artikelini la yaparak rahibe diyemiyoruz. istisnalar, istisnalar ve daha fazla istisnalar)

o ile bitmesine rağmen dişil olan kelimeler
la mano - el
la libido - libido
la foto - fotoğraf (bu ve bundan sonra yazacağım kelimeler aslında a ile bitiyor fakat kısaltma halleri bu şekilde oturduğu için bu formda kullanılıyor. yani ispanyol la fotografia dememek için la foto diyor)
la moto - motor (la motocicleta'dan kısaltma)
la radio - radyo




bunun yanı sıra bazı kelimelere bu kadar istisnai durum yeterli gelmemiş olacak ki ekstradan kurallar edinip kendilerini tanınmaz hale getirmişler, öğrenenlerin kafasında ekstradan sorular üretmek için ellerinden geleni ardlarına koymamışlardır.

vurgulu a veya ha ile (h okunmadığından doğal olarak yine vurgulu a ile) başlayan bazı femenino (dişil) kelimeler artikel konusunda sıkıntı çıkarmakta ve tekil durumda başka bir artikel çoğul durumda başka bir artikel almaya, tekil durumda temsil ettiği ismin ardından gelen sıfata uymamaya çalışmaktadır. bu kafası karışık kelimelere nezaketle yaklaşmak, sorunlarını anlamayı denemek ve sıkıntıyı, daha fazla büyümeden, çözüme kavuşturmak gereklidir. önce bu kelimeleri birkaç örnekle tanıyalım ve faaliyetlerini yukarıdan gözlemleyelim.




agua: su 

aşağıdaki linkten ispanyolların tdk'si olan rae'nin su ile ilgili sayfasına ve sayfada verilen tanımlardan önce konularak cinsiyet bildiren harflere bakalım (kelimenin tanımından önce parantez içinde italik olarak yazılan m harfi masculinoyu, f harfi femeninoyu temsil eder)

http://dle.rae.es/?id=1BKpQj3

görüldüğü üzere kelime femenino yani dişildir ve la artikeline ihtiyaç duymaktadır. şimdi bir de aşağıdaki cümleyi okuyalım:

el agua caliente cuenta con muchos beneficios
sıcak su çok fazla faydaya sahiptir

bu cümlede el artikeli kullanımı agua kelimesindeki a'nın vurgulu bir harf olmasından kaynaklanmaktadır. şimdi aynı cümlenin sıfatını "ılık" yani "tibio" olarak değiştirelim.

el agua tibia cuenta con muchos beneficios
ılık su çok fazla faydaya sahiptir

dikkat ederseniz sıfatın tibio (eril-el) değil tibia (dişil-la) için gerekli hali kullanıldı. bu cümle tamamen doğrudur. tekil durumlarda artikel el bile olsa ismin cinsiyeti aslında değişmediği, sadece fonetik nedenlerle la şapkasından kısa bir süreliğine vazgeçip el şapkasını taktığı için, sıfatı hala etkilemekte ve kendisine uydurmaktadır. olması gereken budur. kısa süreliğine giyilen el şapkası çoğul durumlarda yeniden çıkarılıp la şapkası kafaya geçirilir.

el agua tibia: ılık su
las aguas tibias: ılık sular

agua kelimesi çoğul olduğunda kendi artikeline yeniden kavuştu. aşağıda bu kurala (kuralsızlığa) bağlı olan ve en sık kullanılan kelimeleri yazacağım. ezberlemek yararınıza olacaktır.

el área- bölge, alan
el hacha - balta
el alma - ruh
el águila - kartal
el arma - silah
el aula - sınıf, derslik
el arte - sanat

el arte için istisnanın istisnasının istisnası

arte poética tanımlaması hariç olmak üzere bütün tekiller eril olarak kullanılır sıfatlar da eril kuralına göre eklenir. çoğulların tamamı dişil kullanılır.

el arte gótico (dikkat edilirse gótica olmadı - gótico olarak kaldı)
el arte refinado 
el arte agipcio 

las artes escénicas 
las artes plásticas.


benden bu kadar, son sözü devlet bahçeli'ye bırakıyorum :)





İspanyolca Fiiller - Jubilarse

jubilarse fiili emekli olmak, emekliye ayrılmak anlamına gelmektedir. aynı anlama gelecek şekilde retirarse fiili de kullanılabilir. refleksif (dönüşlü) çekime sahip olan jubilarse fiilini önce haber kipi geniş zamanda (presente de indicativo) çekelim, ardından birkaç örnek cümle yazdıktan sonra etimolojisine de bir göz atalım.

conjugación - çekim

jubilarse
-------------
me jubilo
te jubilas
se jubila
nos jubilamos
os jubiláis
se jubilan

ejemplos
----------
tú sabes que cuando una persona se jubila de su trabajo empieza a aburrirse mucho
bir insanın emekli olduktan sonra çok sıkılmaya başladığını biliyorsun*

ya tienes casi setenta años, ¿por que no te jubilas? 
artık neredeyse yetmiş yaşındasın, neden emekliye ayrılmıyorsun?

el año que viene me jubilare y empezare a hacer lo que me de gana
gelecek yıl emekli olacağım ve canımın istediğini yapmaya başlayacağım




fiilin gündelik dilde farklı kullanım alanları

türkçede olduğu gibi, ispanyolcada da birçok fiil farklı anlamlar, benzetmeler ve imalar için kullanılabilir. emekli olmak, emekliye ayrılmak fiili bu duruma bir istisna değildir. aşağıdaki örneğe bakalım.

¿por que no te jubilas ya de tu novio?
bu örneği birebir çevirirsek neden artık sevgilinden emekli olmuyorsun cümlesiyle karşılaşırız. sevgilinin bir işe, ayrılmanın ise emekliliğe benzetildiği bir cümle kurulmuş. benzer durumu aşağıdaki örnekte de görebiliriz.

su abuelo ayer se jubiló de la vida
dedesi dün hayattan emekli oldu

bu cümlede ima yoluyla bir kişinin dedesinin öldüğü bildiriliyor aslında. 



gelelim işin etimoloji kısmına. jubilarse fiili latince kökenlidir. ispanyolcanın yüzde yetmişinin latince kökenli kelime ve fiillerden teşekkül olduğu bilgisini araya sıkıştırarak yazıya devam edelim. latince jūbĭlāre fiili sevinçle bağırmak, sevinç nedeniyle çığlık atmak anlamına gelir. gözünü sevdiğimin latinleri artık ne adar zor koşullar altında çalıştılarsa emekli olmak için bu fiili uygun görmüşler. ingilizcedeki "to retire" fiili eski fransızca "retirer" fiilinden türetilmiştir. 

biz çocukken iş bitiminde sevinç çığlıkları atan bir kahramanın maceralarını her gün izlerdik. hatırlayalım mı? buyrun;






türkçede emekli olmak fiili emek kökünden türetilmiştir. orhun yazıtlarında geçen "ok bodun emgek körti" cümlesi bugüne kadar izi sürülebilinen en eski kullanımdır. emgek kelimesi zahmet, eziyet anlamında kullanılmakta ve "ok boyunun zahmet görüğünü/çektiğini", yani çok emek sarfettiğini anlatmaktadır. bunun yanı sıra güncel olarak türkçede "jūbĭlāre" kelimesinden türetilmiş bir kullanım mevcuttur. sporla ilişkili olanlar bu kelimeye aşinadır. sporcuların mesleklerini bırakacakları yani emekliye ayrılacakları son maç için "jübile maçı" tanımlaması kullanılmaktadır.

bugünlük bu kadar. emekliliğin bu topraklarda da sevinç çığlıkları attıran bir olgu olması dileğiyle yazıya son veriyorum. yabadabadu diye bağırma sırası bende yani :) 




* çok beğenilen ve beyaz perdeye aktarılan "el secreto de sus ojos (gözlerindeki sır)" romanı emekliye ayrılan ve canı çok sıkılan chaparro'nun başından geçenleri konu almaktadır. arjantinli yazar eduardo sacheri'nin kitabının ilk sayfalarında chaparro, emekliye ayrılırken sevinen, "artık yapmak istediğim fakat zaman bulamadığım her şeyi yapacağım" diyerek ofisi terkeden ama çok değil iki üç hafta sonra ezilmiş, parçalanmış ve umutsuz bir şekilde geri dönmeye çalışan emeklilerden ve bir çeşit emeklilik fobisine yakalanan iş arkadaşlarından bahseder. kitabı okumanızı, bu mümkün değilse, filmi izleminizi tavsiye ederim. film altyazılı olarak malum ortamlarda da bulunmaktadır. tabi paranız varsa orijinal dvd satın almanız en doğru yoldur.






Kavramlar - Omisión de Socorro

hukuki bir terim olan omisión de socorro, mot a mot çevrilirse "yardım ihlali" anlamına geliyor. bu hukuk kavramı; yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmemek, yardım etme görevini ihlal etmek anlamlarına geliyor. gündelik dilde omisión de socorro olarak kullanılan kavram, yasal dokümanlarda "la omisión del deber de socorro" olarak geçiyor yani "yardım etme sorumluluğunun/görevinin ihlal edilmesi".

bu yasa, "herkese, her koşulda yardım etmek zorundasınız" anlamına gelmiyor. ilk olarak yardıma ihtiyacı olan kişiye yardım edebilecek durumda olmanız ve yapacağınız yardım nedeniyle herhangi bir zarar görmeyecek olmanız da gerekiyor. örnek vermek gerekirse, araçla bir hayvana veya insana çarpıp kaçmak bu kavramın alanına giren bir durumdur. yani hem çarpma hem de kaçma ayrı ayrı suçlar teşkil eder.

birkaç gazete linki paylaşarak omisión de socorro kavramını yaşanmış birkaç olayla sonlandıralım.


1- aşağıdaki linkte, bisiklet kullanan bir insana çarpıp kaçan bir kamyon şoföründen bahsediliyor.

https://politica.elpais.com/politica/2017/05/17/actualidad/1495017111_513836.html


2- bir sonraki bağlantıda kayak yaparken hayatını kaybeden bir kadının yanında bulunan kişilerin, bu yasaya uymamakla suçlandığı yazıyor. şöyle ki, üç kişi kayak yaparken çığ düşüyor. kadın gözden kayboluyor. yanında bulunan insanlar ilgililere hemen haber vermeyip kendi imkanları dahilinde kadını arıyorlar. bu arama çalışmaları iki saat sürüyor fakat kadını bulamıyorlar. bu iki saatin sonunda bilgi alan yetkililer kayıp kadına on dakika içinde ulaşıyorlar ve hastaneye yetiştiriyorlar ama kadıncağız hastanede hayatını kaybediyor. iki saat önce haber vermemeleri de bir yardım ihlali olarak değerlendiriliyor.

https://elpais.com/ccaa/2013/12/27/catalunya/1388148987_631394.html

3- alttaki bağlantı 2009 yılında yaşanan bir olayın haberi. bu olayda bir otobüs şoförü omisión del socorro ile suçlanıyor. 12-13 yaşlarında çocuklar bir okul etkinliğinden ayrılıp evlerine dönmek üzere otobüse biniyorlar. erkek çocuklar, otobüsteki iki kız çocuğunun etrafını sarıyor ardından kızların ellerini ve ayaklarını bağlayarak taciz etmeye başlıyorlar. yarım saat süren otobüs yolculuğu boyunca şoför herhangi bir müdahalede bulunmadığı için hakkında dava açılıyor.

https://elpais.com/diario/2009/10/29/madrid/1256819054_850215.html


son örnek biraz daha farklı olsun. aşağıdaki görselde superman'ı bir omisión de socorro suçu işlerken görebilirsiniz.

Superman
Dünyayı bir kez daha kurtarırken

not: ne çektiniz be justin beiber hayranları.

İspanyolcaya Farklı Çevirilen Film İsimleri

yabancı film isimlerinin türkçeye çevirilmesi meselesi her zaman eğlence /mizah konusu olmuştur. bu duruma, doğal olarak, ispanyolca konuşulan ülkelerde de rastlamak mümkün. bazı bilindik filmlerin ispanyolcaya çevirisi ve filmlerin ispanyolca çevirisinin türkçeye çevirisini aşağıya yazalım.

orijinal adıeternal sunshine of the spotless mind
ispanyolca çevirisi: ¡olvídate de mí! (unut beni!)















orijinal adı: hangover
ispanyolca çevirisi: ¿qué pasó ayer?
(dün ne oldu?)






















orijinal adı: weekend at bernie's
ispanyolca çevirisieste muerto está muy vivo
(Bu ölü oldukça canlı)






















orijinal adı: the nightmare before christmas
ispanyolca çevirisi: el extraño mundo de jack
(jack'in garip dünyası


























orijinal adı: home alone
ispanyolca çevirisi: mi pobre angelito
(benim zavallı meleğim)

























orijinal adı: brokeback mountain
ispanyolca çevirisi: secreto en la montaña
(dağdadaki sır)


























orijinal adı: lost in translation
ispanyolca çevirisi: perdido en tokio
(tokyo'da kaybolan)

























ekstralar. bunların türkçe çevirilerini de siz yapmayı deneyin.




















































İspanyolca - İngilizce - Türkçe Cümleler - I


bu çalışmada aynı cümlenin üç dilde alt alta yazılmasıyla oluşturulan bir trilingual - üç dilli - pratik çalışmasıdır. cümleleri alt alta okuduktan sonra arasından seçeceğiniz en az on cümlenin benzerini yazarak yeni cümleler üretmeyi denerseniz çalışma daha verimli olacaktır. yazdığınız (ürettiğiniz) cümleleri bana ispanyolcadefteri@hotmail.com adresinden yollarsanız gerekli düzeltmeleri yapıp size geri dönüş yapabilirim. 

herkese kolay gelsin. empezamos (başlıyoruz):


 ---------
why couldn't you come yesterday?
¿por qué no pudiste venir ayer?
dün neden gelemedin?

---------
why did you buy a car like this?
¿por qué compraste un coche así? 
neden böyle bir araba satın aldın?

---------
 why did you make such a mistake? 
¿por qué cometiste un error así? 
neden böyle bir hata yaptın?

--------- 
why did you spend all the money? 
¿por qué gastaste todo el dinero? 
neden paranın tamamını harcadın?

---------
why did you turn down his offer? 
¿por qué rechazaste su oferta? 
onun teklifini neden geri çevirdin?

---------
I don't want to cook. 
no quiero cocinar. 
yemek pişirmek istemiyoru.

---------
I don't want to know. 
no quiero saber.
bilmek istemiyorum.

---------
I don't want to know it.
no quiero saberlo. 
(onu, o şeyi) bilmek istemiyorum.

---------
I don't want to lose.
no quiero perder. 
kaybetmek istemiyorum (kim ister ki)

---------
I normally don't lie.
yo normalmente no miento.
normlde yalan söylemem.

---------
I don't remember you. 
no me acuerdo de ti. 
no te recuerdo. 
seni hatırlamıyorum (üstteki iki ispanyolca cümle de aynı anlama geliyor)

---------
I don't see anything. 
no veo nada. 
hiçbir şey görmüyorum.

---------
I don't speak german. 
no hablo alemán. 
almanca konuşmuyorum.

---------
I don't trust anyone. 
no confío en nadie. 
hiçkimseye güvenmiyorum ( güvenmek fiili edat isteyen fiillerdendir bu tarz fiillerle ilgili bir yazı için buraya tıklayabilirsiniz)

---------
I don't use facebook.
no uso facebook. 
facebook kullanmıyorum.



Acción Poética

Acción Poética

Joyas de America Latina

Joyas de America Latina
Alfredo Zitarrosa

Un poco de humor, por favor

Un poco de humor, por favor