İspanyolca ile ilgili bir çok şey

İspanyolca isimler, değişik değişik isimler

isimleri kısaltarak veya aradaki yakınlığı, samimiyeti ifade etmek için farklı formlara sokarak telaffuz etme durumu sadece bizim kültürümüze özgü değil. bir çok dilde aynı durum mevcut. insanların ispanyolcaya olan sempatisini ve yönelimini arttırmak suretiyle gelirime katkıda bulunduğu için hayli müteşekkir olduğum la casa de papel dizisinde profesor, kendisine takma ad olarak salvador'un kısaltması olan salva adını seçmişti. ekip arkadaşlarını soyguna suratlarında salvador dali maskesiyle gönderdikten sonra kendisi için takma ad olarak salva'yı seçmesi, zekasından kuşku duyulamayacak olan raquel'e kendisini bu adla tanıtması, profesörün aslında ekiple olan bağının hiç kopmayacak türden bir bağ olduğunu, zira ekibin bütün üyelerinin bir salva, bir profesör olduğunu ima etmek içindi belki de. bu bağlamda, profesör, bir yönden operasyonun beyni olarak işlev görürken diğer taraftan ekipten biri olduğunu, onlardan üstün olmadığını, soygunun bir "hayvan çiftliği" replikasına dönüşerek sonlanmayacağını göstermek istemekteydi. soygunu yapmak için binaya girenlerle dışarıda olanı, yani içeriyi ve dışarıyı aynılaştırma, bütünleştirme, kader ortaklığını sürdürme çabasının bir simgesiydi salva adı. profesörün bu yaklaşımı bize... konudan saptım yine. kimse de uyarmıyor!




tükçe'de bir ismi kısaltılmış veya samimileştirilmiş haliyle söylemek için, genellikle ismin belirli harfleri atılır ve kelime sonuna -o seslisi eklenir. süleymandan sülo, ibrahimden ibo, hüseyinden hüso türetilir. ismi sonuna o ekleyerek kısaltmanın yanısıra türk dilinde "i" harfiyle biten ve "ş" harfiyle biten kısaltmalar da sıklıkla görülebilir. bunlara örnek olarak; ibrahim-iboş, fatma-fatoş, sadettin-sadi, seyfettin-seyfi, neslihan-nesli, ozan-ozi, mustafa-musti, suzan-suzi (türküsü çok hoştur) gibi kısaltmalar verilebilir. bu kısa formların bazıları kendi başlarına (veya başlı başlarına) isimler olarak da kullanılabilmektedir.

isimlerin gündelik dilde kısaltılmasında, kullanılan kısa ismin, kısaltılan isimden genellikle birden fazla harf almasına bağlı olarak kolaylıkla anlaşılabilmekte/anlatılabilmektedir.(veya anadil olarak öğrendiğimiz için bu gibi konular bize kolay gözükmekte, dışı bizi içi türkçe öğrenmek isteyen yabancıları yakmaktadır. ilginç bir noktaya geldi söz. anadil olarak öğrenilen dilin kolay olduğunu düşünmek, gramerinin basit olduğu yargısına varmak anlaşılabilir bir durum. biz anladığımız için türkler yavaş, anlaşılır konuşuyor gibi geliyordur belki de. ispanyolca ile ilgili klişe cümlelerde ikinci sırada "ispanyollar çok hızlı konuşuyor" cümlesi gelir. birinci sıra "melodik bir dil" cümlesi gelir, klişe (ama haklı). türkçe öğrenen bir ispanyolla konuşsak, muhtemelen "türkler çok hızlı konuşuyor" diyecektir. parantezi burada kapatmam gerekiyor ama siz, aşağıdaki videodan sonra kapanmış varsayın lütfen.)




ispanyolca hakkında konuşmak gerekirse; ispanyollar ve latinler de, tıpkı bizim yaptığımız gibi, isimlerin belli bir kısmını atarak farklı formlar üretiyorlar. salvador-salva, margarita-marga, santiago-santi, teresa-tere isimleri bu duruma örnek olarak verilebilir. fakat bizdeki durumun aksine, kastilya dilindeki bazı isimler öylesi değişimler geçirir ki, "yuh yani" tepkisini hak eder. bu yazının asıl konusu ispanyolca öğrenenleri bu hususta bilgilendirmek ve arkadaşlık kurdukları ispanyolların ve latinlerin gerçek isimlerinin ne olduğunu bilmelerini sağlamaktır. yani buraya kadar yazdıklarımı okumasanız da olur :)



isim
kafka'ya "dönüşüm budur!" dedirten hali
jose
pepe (¿ne alaka?)
francisco
paco
ignacio
nacho
concepcion
concha
dolores
lola
manuel
manolo (bu yine anlaşılıyor)
enrique
quique
alfonso
poncho
jorge
coco
consuelo
chelo
isabel
chabela





Sinema Tarihinin Meşhur Cümleleri - İspanyolca

Bence bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı.
Presiento que éste es el comienzo de una hermosa amistad.
-Casablanca-


Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.

Le haré una oferta que no podrá rechazar.
-Baba-

















Kaptan, Kaptanım!

¡Oh capitán, mi capitán!
-Ölü Ozanlar Derneği


Koş Forrest, Koş!
¡Corre Forrest Corre!
-Forrest Gump-

























Günaydın Prenses!

¡Buenos días, princesa¡
-Hayat Güzeldir-
















Ölü insanlar görüyorum.

En ocasiones veo muertos.
-Altıncı His-





Dövüş kulübünün ilk kuralı, dövüş kulübünden bahsetmemektir.

La primera regla del Club de Pelea es:No hables sobre el Club de Pelea
-Dövüş Kulübü-





Güç seninle olsun!

¡Que la fuerza te acompañe!
-Yıldız Savaşları-




























Houston, bir sorunumuz var.
Houston, tenemos un problema.
-Apollo 13-








eklemek istediğiniz replikleri yoruma bırakırsanız yazıyı editleyebilirim.

Uzayan Cümleler 3



ayer fui 
dün gittim

ayer fui a la casa 
dün eve gittim

ayer fui a la casa de cumali 
dün cumali'nin evine gittim


ayer fui a la casa de cumali para hablar 
dün cumali'nin evine konuşmak için gittim

ayer fui a la casa de cumali para hablar con él 
dün cumali'nin evine onunla konuşmak için gittim

Eyy Artikel, Beni Çıldırtma ve Artık Kendine Gel!

artikeller (tanım edatları) konusu ispanyolcaya yeni başlayanların en fazla zorlandıkları konuların içinde kendilerine kolay yer bulan gramatik varlıklardır. basitçe söylemek gerekirse artikellerden kasıt kelimelerin önünde kullanılan el, la, los, las (belirtili tanım edatı) ve un, una, unos, unas (belirtisiz tanım edatları) gramatik varlıklarına verilen addır. bu varlıklar sayesinde isimlerin cinsiyeti ve sayısı hakkında bilgi sahibi oluruz, söz konusu isimlerin bilinirliği, özel oluşu, belirli oluşu veya bilinmezliği, genel oluşu, belirtisiz oluşu hakkında bilgi sahibi oluruz. yani bir insan bize el coche dediğinde; araba kelimesinin eril olduğunu ve belirli bir arabadan bahsedildiğini vb. durumları anlarım.

pandoranın kutusu açılıyor! 


artikelleri, kullanıldıkları nesnelere bakarak anlama veya belirleme şansı olmadığı için yeni kelimelerin artikelleriyle birlikte ezberlenmesi gerekir. bazı genel kurallar vardır, bunlardan en popüler olanı a ile biten kelimeler için genellikle dişil (la), o ile biten kelimeler için genellikle eril (el) tanım edatının kullanılmasıdır. yukarıdaki cümlenin "bu cümlede bu kısım olmasaydı daha iyiydi" dedirten kısmı "genellikle" zarfıdır. istisnalar tam da burada başlar zira ispanyolca bütün kelimelerin o veya a ile bittiği bir dil değildir hatta bütün o ile biten kelimeler eril ve bütün a ile biten kelimeler dişil değildir. gramerin burada gözünü size dikip "her gördüğün sakallıyı deden sanma" demesi moralinizi bozmasın. zira bu örnek ve genelleme üzerinden ilerlediğimizde karşımıza çıkan sakallıların yüzde doksan oranında dedemiz çıkma ihtimali var. (küsüratsız sayı verdim, salladığım anlaşılmamıştır umarım. bu oran tam olarak doğru değilse de yakındır. aşağıdaki bağlantıda a ile biten isimlerin bir listesi verilmiş. sanırım bu a - dişil korelasyonu kadın isimlerinin çoğunun a ile betmesinde de etili olmuş. isimler, dillerin önemli bileşenleridir ve diller hakkında verdikleri bilgiler değerlidir. ispanyolcada a ile biten kadın isimlerinin çoğunu sondaki a harfini atıp o ekleyerek erkekler için kullanabiliriz. maria-mario, alejandra-alejandro, julia-julio, patricia-patricio, adriana-adriano... bu durum bizde arapçanın etkisiyle "iye" ekiyle kendini göstermektedir; şükrü-şükriye, vasfi-vasfiye, zeki-zekiye, kadri-kadriye, nuri-nuriye, hayri-hayriye, sabri-sabriye, fikri-fikriye, hüsnü-hüsniye, avni-avniye, ali-aliye,  şaban-şabaniye)

http://www.palabrasque.com/buscador.php?f=a&d=26


fakat bazı kelimeler a ile bitmesine rağmen el artikeli veya o ile bitmesine rağmen la artikeli alabiliyor. bu düzensizlik durumun geçerli olduğu en önemli, en çok karşılaşılan kelimeler şunlardır:

a ile bitmesine rağmen eril olanlar
el día - gün
el problema - problem
el idioma - lisan, dil
el sistema - sistem
el fantasma - hayalet
el diploma - diploma
el poema - şiir
el programa - program
el drama - drama,
el mapa - harita
el planeta - gezegen
el poeta - şair (bu noktadan itibaren yzacağım meslek isimleri dişiller ve eriller için sadece artikel değiştirilerek kullanılabilir yani el poeta erkek şairken la poeta dediğimizde kadın şair oluyor.
el florista - çiçekçi
el guía - rehber
el espía - ajan
el cura - rahip (la cura bir önceki parantezde belirtilen kurala da istisnadır zira el cura kelimenin artikelini la yaparak rahibe diyemiyoruz. istisnalar, istisnalar ve daha fazla istisnalar)

o ile bitmesine rağmen dişil olan kelimeler
la mano - el
la libido - libido
la foto - fotoğraf (bu ve bundan sonra yazacağım kelimeler aslında a ile bitiyor fakat kısaltma halleri bu şekilde oturduğu için bu formda kullanılıyor. yani ispanyol la fotografia dememek için la foto diyor)
la moto - motor (la motocicleta'dan kısaltma)
la radio - radyo




bunun yanı sıra bazı kelimelere bu kadar istisnai durum yeterli gelmemiş olacak ki ekstradan kurallar edinip kendilerini tanınmaz hale getirmişler, öğrenenlerin kafasında ekstradan sorular üretmek için ellerinden geleni ardlarına koymamışlardır.

vurgulu a veya ha ile (h okunmadığından doğal olarak yine vurgulu a ile) başlayan bazı femenino (dişil) kelimeler artikel konusunda sıkıntı çıkarmakta ve tekil durumda başka bir artikel çoğul durumda başka bir artikel almaya, tekil durumda temsil ettiği ismin ardından gelen sıfata uymamaya çalışmaktadır. bu kafası karışık kelimelere nezaketle yaklaşmak, sorunlarını anlamayı denemek ve sıkıntıyı, daha fazla büyümeden, çözüme kavuşturmak gereklidir. önce bu kelimeleri birkaç örnekle tanıyalım ve faaliyetlerini yukarıdan gözlemleyelim.




agua: su 

aşağıdaki linkten ispanyolların tdk'si olan rae'nin su ile ilgili sayfasına ve sayfada verilen tanımlardan önce konularak cinsiyet bildiren harflere bakalım (kelimenin tanımından önce parantez içinde italik olarak yazılan m harfi masculinoyu, f harfi femeninoyu temsil eder)

http://dle.rae.es/?id=1BKpQj3

görüldüğü üzere kelime femenino yani dişildir ve la artikeline ihtiyaç duymaktadır. şimdi bir de aşağıdaki cümleyi okuyalım:

el agua caliente cuenta con muchos beneficios
sıcak su çok fazla faydaya sahiptir

bu cümlede el artikeli kullanımı agua kelimesindeki a'nın vurgulu bir harf olmasından kaynaklanmaktadır. şimdi aynı cümlenin sıfatını "ılık" yani "tibio" olarak değiştirelim.

el agua tibia cuenta con muchos beneficios
ılık su çok fazla faydaya sahiptir

dikkat ederseniz sıfatın tibio (eril-el) değil tibia (dişil-la) için gerekli hali kullanıldı. bu cümle tamamen doğrudur. tekil durumlarda artikel el bile olsa ismin cinsiyeti aslında değişmediği, sadece fonetik nedenlerle la şapkasından kısa bir süreliğine vazgeçip el şapkasını taktığı için, sıfatı hala etkilemekte ve kendisine uydurmaktadır. olması gereken budur. kısa süreliğine giyilen el şapkası çoğul durumlarda yeniden çıkarılıp la şapkası kafaya geçirilir.

el agua tibia: ılık su
las aguas tibias: ılık sular

agua kelimesi çoğul olduğunda kendi artikeline yeniden kavuştu. aşağıda bu kurala (kuralsızlığa) bağlı olan ve en sık kullanılan kelimeleri yazacağım. ezberlemek yararınıza olacaktır.

el área- bölge, alan
el hacha - balta
el alma - ruh
el águila - kartal
el arma - silah
el aula - sınıf, derslik
el arte - sanat

el arte için istisnanın istisnasının istisnası

arte poética tanımlaması hariç olmak üzere bütün tekiller eril olarak kullanılır sıfatlar da eril kuralına göre eklenir. çoğulların tamamı dişil kullanılır.

el arte gótico (dikkat edilirse gótica olmadı - gótico olarak kaldı)
el arte refinado 
el arte agipcio 

las artes escénicas 
las artes plásticas.


benden bu kadar, son sözü devlet bahçeli'ye bırakıyorum :)





İspanyolca Fiiller - Jubilarse

jubilarse fiili emekli olmak, emekliye ayrılmak anlamına gelmektedir. aynı anlama gelecek şekilde retirarse fiili de kullanılabilir. refleksif (dönüşlü) çekime sahip olan jubilarse fiilini önce haber kipi geniş zamanda (presente de indicativo) çekelim, ardından birkaç örnek cümle yazdıktan sonra etimolojisine de bir göz atalım.

conjugación - çekim

jubilarse
-------------
me jubilo
te jubilas
se jubila
nos jubilamos
os jubiláis
se jubilan

ejemplos
----------
tú sabes que cuando una persona se jubila de su trabajo empieza a aburrirse mucho
bir insanın emekli olduktan sonra çok sıkılmaya başladığını biliyorsun*

ya tienes casi setenta años, ¿por que no te jubilas? 
artık neredeyse yetmiş yaşındasın, neden emekliye ayrılmıyorsun?

el año que viene me jubilare y empezare a hacer lo que me de gana
gelecek yıl emekli olacağım ve canımın istediğini yapmaya başlayacağım




fiilin gündelik dilde farklı kullanım alanları

türkçede olduğu gibi, ispanyolcada da birçok fiil farklı anlamlar, benzetmeler ve imalar için kullanılabilir. emekli olmak, emekliye ayrılmak fiili bu duruma bir istisna değildir. aşağıdaki örneğe bakalım.

¿por que no te jubilas ya de tu novio?
bu örneği birebir çevirirsek neden artık sevgilinden emekli olmuyorsun cümlesiyle karşılaşırız. sevgilinin bir işe, ayrılmanın ise emekliliğe benzetildiği bir cümle kurulmuş. benzer durumu aşağıdaki örnekte de görebiliriz.

su abuelo ayer se jubiló de la vida
dedesi dün hayattan emekli oldu

bu cümlede ima yoluyla bir kişinin dedesinin öldüğü bildiriliyor aslında. 



gelelim işin etimoloji kısmına. jubilarse fiili latince kökenlidir. ispanyolcanın yüzde yetmişinin latince kökenli kelime ve fiillerden teşekkül olduğu bilgisini araya sıkıştırarak yazıya devam edelim. latince jūbĭlāre fiili sevinçle bağırmak, sevinç nedeniyle çığlık atmak anlamına gelir. gözünü sevdiğimin latinleri artık ne adar zor koşullar altında çalıştılarsa emekli olmak için bu fiili uygun görmüşler. ingilizcedeki "to retire" fiili eski fransızca "retirer" fiilinden türetilmiştir. 

biz çocukken iş bitiminde sevinç çığlıkları atan bir kahramanın maceralarını her gün izlerdik. hatırlayalım mı? buyrun;






türkçede emekli olmak fiili emek kökünden türetilmiştir. orhun yazıtlarında geçen "ok bodun emgek körti" cümlesi bugüne kadar izi sürülebilinen en eski kullanımdır. emgek kelimesi zahmet, eziyet anlamında kullanılmakta ve "ok boyunun zahmet görüğünü/çektiğini", yani çok emek sarfettiğini anlatmaktadır. bunun yanı sıra güncel olarak türkçede "jūbĭlāre" kelimesinden türetilmiş bir kullanım mevcuttur. sporla ilişkili olanlar bu kelimeye aşinadır. sporcuların mesleklerini bırakacakları yani emekliye ayrılacakları son maç için "jübile maçı" tanımlaması kullanılmaktadır.

bugünlük bu kadar. emekliliğin bu topraklarda da sevinç çığlıkları attıran bir olgu olması dileğiyle yazıya son veriyorum. yabadabadu diye bağırma sırası bende yani :) 




* çok beğenilen ve beyaz perdeye aktarılan "el secreto de sus ojos (gözlerindeki sır)" romanı emekliye ayrılan ve canı çok sıkılan chaparro'nun başından geçenleri konu almaktadır. arjantinli yazar eduardo sacheri'nin kitabının ilk sayfalarında chaparro, emekliye ayrılırken sevinen, "artık yapmak istediğim fakat zaman bulamadığım her şeyi yapacağım" diyerek ofisi terkeden ama çok değil iki üç hafta sonra ezilmiş, parçalanmış ve umutsuz bir şekilde geri dönmeye çalışan emeklilerden ve bir çeşit emeklilik fobisine yakalanan iş arkadaşlarından bahseder. kitabı okumanızı, bu mümkün değilse, filmi izleminizi tavsiye ederim. film altyazılı olarak malum ortamlarda da bulunmaktadır. tabi paranız varsa orijinal dvd satın almanız en doğru yoldur.






Kavramlar - Omisión de Socorro

hukuki bir terim olan omisión de socorro, mot a mot çevrilirse "yardım ihlali" anlamına geliyor. bu hukuk kavramı; yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmemek, yardım etme görevini ihlal etmek anlamlarına geliyor. gündelik dilde omisión de socorro olarak kullanılan kavram, yasal dokümanlarda "la omisión del deber de socorro" olarak geçiyor yani "yardım etme sorumluluğunun/görevinin ihlal edilmesi".

bu yasa, "herkese, her koşulda yardım etmek zorundasınız" anlamına gelmiyor. ilk olarak yardıma ihtiyacı olan kişiye yardım edebilecek durumda olmanız ve yapacağınız yardım nedeniyle herhangi bir zarar görmeyecek olmanız da gerekiyor. örnek vermek gerekirse, araçla bir hayvana veya insana çarpıp kaçmak bu kavramın alanına giren bir durumdur. yani hem çarpma hem de kaçma ayrı ayrı suçlar teşkil eder.

birkaç gazete linki paylaşarak omisión de socorro kavramını yaşanmış birkaç olayla sonlandıralım.


1- aşağıdaki linkte, bisiklet kullanan bir insana çarpıp kaçan bir kamyon şoföründen bahsediliyor.

https://politica.elpais.com/politica/2017/05/17/actualidad/1495017111_513836.html


2- bir sonraki bağlantıda kayak yaparken hayatını kaybeden bir kadının yanında bulunan kişilerin, bu yasaya uymamakla suçlandığı yazıyor. şöyle ki, üç kişi kayak yaparken çığ düşüyor. kadın gözden kayboluyor. yanında bulunan insanlar ilgililere hemen haber vermeyip kendi imkanları dahilinde kadını arıyorlar. bu arama çalışmaları iki saat sürüyor fakat kadını bulamıyorlar. bu iki saatin sonunda bilgi alan yetkililer kayıp kadına on dakika içinde ulaşıyorlar ve hastaneye yetiştiriyorlar ama kadıncağız hastanede hayatını kaybediyor. iki saat önce haber vermemeleri de bir yardım ihlali olarak değerlendiriliyor.

https://elpais.com/ccaa/2013/12/27/catalunya/1388148987_631394.html

3- alttaki bağlantı 2009 yılında yaşanan bir olayın haberi. bu olayda bir otobüs şoförü omisión del socorro ile suçlanıyor. 12-13 yaşlarında çocuklar bir okul etkinliğinden ayrılıp evlerine dönmek üzere otobüse biniyorlar. erkek çocuklar, otobüsteki iki kız çocuğunun etrafını sarıyor ardından kızların ellerini ve ayaklarını bağlayarak taciz etmeye başlıyorlar. yarım saat süren otobüs yolculuğu boyunca şoför herhangi bir müdahalede bulunmadığı için hakkında dava açılıyor.

https://elpais.com/diario/2009/10/29/madrid/1256819054_850215.html


son örnek biraz daha farklı olsun. aşağıdaki görselde superman'ı bir omisión de socorro suçu işlerken görebilirsiniz.

Superman
Dünyayı bir kez daha kurtarırken

not: ne çektiniz be justin beiber hayranları.

İspanyolcaya Farklı Çevirilen Film İsimleri

yabancı film isimlerinin türkçeye çevirilmesi meselesi her zaman eğlence /mizah konusu olmuştur. bu duruma, doğal olarak, ispanyolca konuşulan ülkelerde de rastlamak mümkün. bazı bilindik filmlerin ispanyolcaya çevirisi ve filmlerin ispanyolca çevirisinin türkçeye çevirisini aşağıya yazalım.

orijinal adıeternal sunshine of the spotless mind
ispanyolca çevirisi: ¡olvídate de mí! (unut beni!)















orijinal adı: hangover
ispanyolca çevirisi: ¿qué pasó ayer?
(dün ne oldu?)






















orijinal adı: weekend at bernie's
ispanyolca çevirisieste muerto está muy vivo
(Bu ölü oldukça canlı)






















orijinal adı: the nightmare before christmas
ispanyolca çevirisi: el extraño mundo de jack
(jack'in garip dünyası


























orijinal adı: home alone
ispanyolca çevirisi: mi pobre angelito
(benim zavallı meleğim)

























orijinal adı: brokeback mountain
ispanyolca çevirisi: secreto en la montaña
(dağdadaki sır)


























orijinal adı: lost in translation
ispanyolca çevirisi: perdido en tokio
(tokyo'da kaybolan)

























ekstralar. bunların türkçe çevirilerini de siz yapmayı deneyin.




















































İspanyolca - İngilizce - Türkçe Cümleler - I


bu çalışmada aynı cümlenin üç dilde alt alta yazılmasıyla oluşturulan bir trilingual - üç dilli - pratik çalışmasıdır. cümleleri alt alta okuduktan sonra arasından seçeceğiniz en az on cümlenin benzerini yazarak yeni cümleler üretmeyi denerseniz çalışma daha verimli olacaktır. yazdığınız (ürettiğiniz) cümleleri bana ispanyolcadefteri@hotmail.com adresinden yollarsanız gerekli düzeltmeleri yapıp size geri dönüş yapabilirim. 

herkese kolay gelsin. empezamos (başlıyoruz):


 ---------
why couldn't you come yesterday?
¿por qué no pudiste venir ayer?
dün neden gelemedin?

---------
why did you buy a car like this?
¿por qué compraste un coche así? 
neden böyle bir araba satın aldın?

---------
 why did you make such a mistake? 
¿por qué cometiste un error así? 
neden böyle bir hata yaptın?

--------- 
why did you spend all the money? 
¿por qué gastaste todo el dinero? 
neden paranın tamamını harcadın?

---------
why did you turn down his offer? 
¿por qué rechazaste su oferta? 
onun teklifini neden geri çevirdin?

---------
I don't want to cook. 
no quiero cocinar. 
yemek pişirmek istemiyoru.

---------
I don't want to know. 
no quiero saber.
bilmek istemiyorum.

---------
I don't want to know it.
no quiero saberlo. 
(onu, o şeyi) bilmek istemiyorum.

---------
I don't want to lose.
no quiero perder. 
kaybetmek istemiyorum (kim ister ki)

---------
I normally don't lie.
yo normalmente no miento.
normlde yalan söylemem.

---------
I don't remember you. 
no me acuerdo de ti. 
no te recuerdo. 
seni hatırlamıyorum (üstteki iki ispanyolca cümle de aynı anlama geliyor)

---------
I don't see anything. 
no veo nada. 
hiçbir şey görmüyorum.

---------
I don't speak german. 
no hablo alemán. 
almanca konuşmuyorum.

---------
I don't trust anyone. 
no confío en nadie. 
hiçkimseye güvenmiyorum ( güvenmek fiili edat isteyen fiillerdendir bu tarz fiillerle ilgili bir yazı için buraya tıklayabilirsiniz)

---------
I don't use facebook.
no uso facebook. 
facebook kullanmıyorum.



Bir Barbar Bir Barbara, Bre Barbar Gel Barabar Roma'yı Yıkalım Demiş

milattan önce dokuzuncu yüzyılda kurulan roma şehir devleti güçlenip genişlemiş ve akdenizin tamamını içine alan bir imparatorluğa dönüşmüştür. imparatorluk öylesine büyüktür ki akdenizin bütün kıyıları roma'ya ait olduğundan, bu denize romalılar, mare nostrum (yani mar nuestro, yani bizim deniz) adını vermiştir.* 

roma imparatorluğu ve mare nostum veya mar internum (iç deniz) olarak adlandırılan akdeniz

bu kadar büyük güç belasız olmaz tabi, romanın belası milattan sonra beşinci yüzyılın başlarında şiddetlenen barbar istilasıdır. asya steplerinden gelen hunların baskısıyla yer değiştirmek zorunda kalan barbar kavimler roma imparatorluğunun içlerine doğru istilalar başlatmış, roma bu istilalar karşısında daha fazla direnemeyerek yıkılmıştır.**

roma yağmalanırken, tabloya bakılırsa, erkeklerin savaşında olan yine kadınlara olmuş diyebiliriz

yukarıda yıldızla işaretlediğim hususları sıkıcı dipnotlar olarak aşağıda açıklamak üzere bir tarafa bırakalım ve barbar kelimesinin kökenine inmeye, bu sayede toplumlara ve dillere açılan küçük pencerelerden bakmaya çalışalım. öncelikle barbar tanımlamasının temelinde hayat tarzı değil dil olduğunu belirtelim. barbar kelimesi grekçedir. pejoratif yani küçük görücü, küçümseyici, kötüleyici bir yakıştırmadır. yunanlar (yunanlılar değil) latince ve grekçe konuşmayanlara barbar adını vermiştir. yunanlıların verdiği bu kelimenin bire bir çevirisi "geveleyen", "ne dediği anlaşılmayan" kişidir. güncel olarak ingilizcede bulunan "bla bla" kullanımıyla benzeştirilebilir. bla bla eden, bar bar bir şeyler anlatan ama ne dediği anlaşılmayan insanlardır barbarlar. yani bizim kavimler göçü olarak adlandırdığımız *** başkalarının barbar istilası dediği tarihin seyrini değiştiren ve avrupa'nın bugünkü halini almasını sağlayan tarihi olayın kahramanları her önüne geleni yakıp yıkan, elinde baltayla, topuzla ortalığı kan gölüne çeviren insanlar değil, dönemin en büyük iki medeniyetinden (kendi bakış açılarına göre) birinin dilini konuşamayan insanlardır. bazı kaynaklar, roma içlerine giren insanların savaşçı olmadığını, yine göç eden bu insanların yaşam alanı arayışında olduğunu, çoğunun silahsız olduğunu iddia etmektedir.

daha sonra silahlanıp, barbar kelimesinin günümüzde kullanılan anlamda kullanılmasına neden olacak faaliyetler yapmışlar mıdır, evet. hem de nasıl! fakat bu yazının konusu barbar konan filminin analizinden ziyade, kelimenin etimolojisine bakmak ve toplumlar - diller ilişkisini, internetin, google translate'in bulunmadığı dönemlerde yan yana gelen toplumların birbirlerini tanımlama şekline bir bakış atmaktır.

bu noktada barbar istilasını ve kavimler göçünü birkaç yüzyıl geçelim (tarihte böyle bir seçeneğimiz var, hoop ileri saralım ve hakkında konuşalım. keşke gelecek için de ileri sarma opsiyonumuz olsaydı) ve müslümanlığın ilk yıllarına dönelim. fetihlerin kuzey afrika'ya doğru uzandığı bu yıllarda islamı en hızlı kabul eden milletlerden biri, imaziyen dilini konuşan amazigh milleti olmuştur. fakat araplar bu milletin dilini anlamadıklarından, grekçeden aldıkları barbar kelimesini modifiye ederek berberi yakıştırmasını yapmıştır. amazigh kelimesi imaziyen dilinde "özgür insan" anlamına gelmektedir. fetihten önce kendilerine özgür insanlar adını veren bu topluluk fetihten sonra yapılan barbar yakıştırmasına pek alışamadıklarından ve araplar tarafından ikinci sınıf müslüman olarak görüldüklerinden olsa gerek, isyanlar başlatmışlardır fakat bu yazının konusu amazigh isyanları ve sonuçlarını kapsamamaktadır. 

berberiler ve araplar arasındaki ayrım oldukça belirgin olmasına rağmen bu iki topluluk birbiriyle sürekli karıştırılır. yazılarını karşılaştırmak için aşağıdaki resme bakabilir ve aradaki belirgin farkı görebilirsiniz. güncel olarak ispanyada berberi anlamına gelen bereberi kelimesi yerine amazigh kelimesinin kullanılması yönünde ciddi bir eğilim vardır.

üstte arapça ortada imaziyen dili yani berberi dili, fark belirgin

aztekler, ne dedikleri hakkında herhangi bir fikre sahip olmadıkları komşuları için popoloca kelimesini kullanmışlardır. bu kelime kendi dillerinde (nahuatl dili) "po po bir şeyler geveleyen insanlar" anlamına gelmektedir.

tarih boyunca insanlar, anlaşamadıkları insanlara yine milletler anlaşamadıkları milletlere dillerinden yola çıkarak pejoratif etiketler takmışlar ve takmaya da devam ediyorlar. dil bilmenin, dil öğrenmenin önemi de işte tam bu noktada kendini gösteriyor. sonuçta "insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa" diye boşuna denmemiş.


bir sonraki yazıda görüşmek üzere amigolarım.


sıkıcı dipnotlar:

* mare nostrum adı, 20. yüzyılda mussolini yönetimi altındaki italya da akdeniz için kullanılmış, bu şekilde italyanların emperyal rüyalarına gönderilme yapılmış yine bu doğrultuda akdenize kıyısı olan bir çok ülkeye italyan saldırıları olmuştur. olayın sonunda "her mussolini kendi bacağından asılır" tarzında bir deyim ortaya çıkmamış ama çıkmasına da bir şey kalmamıştır. mussolini gibi almanya ve japonya da dünya savaşı sırasında kurdukları hayallere resmi adlar vermişler ve savaşlarını bu adların çevresinde örgütlemişlerdir. italyanlar için mare nostrum olan bu büyülü proje, japonlar için büyük doğu asya ortak refah alanı, almanlar içinse lebensraum (yaşam alanı) olarak kodlanmıştır. savaş kötüdür, pistir, tu kakadır. mare nostrum'un en güzel kullanımlarından biri can yücel'in mare nostrum şiiridir.

** barbar kavimler karşısında yıkılan roma aslında imparatorluğun batıda kalan kısmıdır. doğu roma imparatorluğu, fatih sultan mehmet tarafından 1453 yılında sona erdirilecektir. m.ö. 900 artı 1453 dersek ikibin bilmem kaç yüz yıllık bir imparatorluk söz konusudur. imparatorluğun son yöneticisi I. theodosius olmuş, onun ölümünün ardından imparatorluk oğulları arasında bölünmüş, doğuda kalan topraklar arcadius'a başkenti istanbul olacak şekilde, batıda kalan topraklar ise honorius'a başkenti milano olacak şekilde bırakılmıştır. bu iki kardeşin birbirinden hazzetmediği, bölünme meselesinin aslında bir toprak bölme olmadığını sadece idari olarak bölünme olduğu fakat zamanla imparatorluğun bu iki bölümünün birbirinden bağımsız hale geldiği ve bir daha asla birleşemediği bilinmektedir. bir de arcadius'un tavuk hikayesi vardır ki tam bir komedidir. bizans tarihçisi procopio'nun naklettiği üzere arcadius'un çok sevdiği ve eliyle beslediği roma adında bir tavuğu vardır. askerler gelip romanın yok olduğunu söylediğinde, "nasıl olur daha sabah elimle besledim" diye tepki gösterir. askerler durumu anlatıp yok olan roma'nın batı roma imparatorluğu olduğunu, vizigotların imparatorluğu yıktığını ve yağmaladığını açıkladığında arcadius rahatlayarak soluğunu boşaltır ve "yahu ben de tavuktan bahsediyorsunuz zannettim" der. bu kadar sevmezler kardeşler birbirini.

*** kavimler göçü ve barbar istilası kavramları politik kavramlardır. italyanlar bu olaya barbar istilası derken cermen dil ailesinden gelen ülkelerin çoğunda bu olay büyük göç, göç dönemi olarak adlandırılmaktadır. dil politik ve canlı bir varlıktır sonuçta.

Acción Poética

Acción Poética

Joyas de America Latina

Joyas de America Latina
Mercedes Sosa

Un poco de humor, por favor

Un poco de humor, por favor