İspanyolca ile ilgili bir çok şey

Bazı ispanyolca deyimler - Unas expresiones útiles en turco (Foto)




Deyimleri görmek için lütfen devamını okuya tıklayınız.



Proverbios Españoles - ispanyol atasözleri 2



Muerto el perro, se acabo la rabia.

***
Yorgan gitti, kavga bitti.


çeviri: ispanyolca defteri

İngilizce - İspanyolca Çevrilmiş Cümle Örnekleri 2


İngilizce gramerine hakim olan ve orta derecede ispanyolca bilen arkadaşlara faydalı olması için paylaşmaya başladığım ingilizce ispanyolca çevrilmiş cümleler başlığına ikinci on cümleyi ekliyorum. Umarım faydalı olacaktır.
İspanyolca ile kalın.

He probably saw the painting on the wall
él probablemente vio la pintura en la pared


Pedro pointed out (said) that the elections would be very tough.
Pedro indicó que las elecciones serían muy reñidas (çekişmeli)


Mrs. Gomez said that she would celebrate the victory
La senora Gomez dijo que celebraria la victoria


We might have been busy when you called
Estariamos ocupados cuando llamaste 


There were appoximately twenty cars
Había apróximadamente veinte autos


How much would the suit that Ricardo bought cost?
¿Cuánto costaría el traje que compró Ricardo?


If she could, she would buy this pearl bracelet. (or If I could I would buy this pearl bracelet)
Si pudiera, compraría este brazalete de perlas. (o si pudiera yo compraria este brazelete de perlas)


The kids would go to the beach every summer.
Los niños iban a la playa todos los veranos.


It might have been eight when carmen arrived
Serían las ocho cuando llegó Carmen.


The right to be heard does not automatically include the right to be taken seriously. Hubert H. Humphrey   
El derecho de ser oído no incluye automáticamente el derecho de ser tomado seriamente.




facebook sayfam:
https://www.facebook.com/groups/ispanyolcadefteri/




İspanyolca Sıfatlar ve Örnek Cümleler 1 (Algunos Adjetivos en Turco y Frases Ejemplares 1)

Sıfatları alt alta örnekleriyle sıralamadan önce, ispanyol dilinde sıfatların isme erillik, dişillik ve tekillik, çoğulluk bakımından uyumlu olması gerektiğini unutmayınız. Eril - dişil ve tekil - çoğul hakkında gerekli bilgileri bu blogta bulabilirsiniz. Yukarıdaki menüden Arşiv sekmesine tıklayın ve konu listesinden gerekli konuları bulup çalışın. Bu başlık altında beş yeni sıfat yazacağım ve bunlara birer cümle ile örnek vereceğim.

(Nota para hispanohablentes: En turco los adjetivos no van en concordancia con los sustantivos. O sea, no es necesario escribirlos en concordancia en sentido de singular-plural o femenino - masculino.)




Güzel: Guapa
Helen es una chica guapa - Helen güzel bir kızdır.

Yakışıklı: Guapo
Yakışıklı erkekler okuldalar - Los hombres guapos estan en la escuela. 

Hızlı: Rapido
Bu hızlı bir arabadır - Este es un coche rapido.

Zengin: Rico
El padre de Juan es rico - Juan'ın babası zengindir

Beyaz: Blanco
Beyaz masaları sevmem  - No me gustan las mesas blancas.





Ser una Profesora en EEUU en 1923 ---- 1923 Yılında ABD'de Kadın Öğretmen Olmak (Çeviri)

Yeni bir çeviriyle tekrar merhaba. Bu çevirimde 1923 yılında ABD'de öğretmen olmak isteyen kadınların imzalaması gereken sözleşmeye bakacağız. Yazının ilginçliği yanında, ispanyolca öğrenen arkadaşların çeviriyi cümle cümle kolaylıkla incelemesi için yazıları ayrı ayrı yerleştirmek yerine her bir cümleyi çevirisi tam altına gelecek şeklinde yerleştiriyorum ve ispanyolca cümleleri kırmızı renkte Türkçe çevirilerini mavi renkte yazıyorum. Hepinize bol ispanyolcalı günler. 




Si eras mujer, si vivías en Estados Unidos y querías ser profesora en el año 1923 le esperaba un contrato tipo con muchas exigencias:
Eğer 1923 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde yaşıyorsanız, kadınsanız ve öğretmen olmak istiyorsanız, sizi çok fazla talep içeren bir sözleşme beklerdi.

- No casarse. Este contrato queda automáticamente anulado y sin efecto si la maestra se casa.
- Evlenmek yasaktır.  Öğretmen evlendiğinden bu sözleşme otomatik olarak hükümsüz  ve etkisiz kalacaktır.

- No andar en compañía de hombres.
- Erkeklerle yürümek yasaktır

- Estar en su casa entre las 8:00 de la tarde y las 6:00 de la mañana a menos que sea para atender función escolar.
- Okulla ilgili işleri olmadığı sürece akşam 8:00 ila sabah 6:00 arası evden çıkmak yasaktır.

- No pasearse por heladerías del centro de la ciudad.
- Şehir merkezindeki dondurmacılara gitmek yasaktır.

- No abandonar la ciudad bajo ningún concepto sin permiso del presidente del Consejo de Delegados.
- Temsilciler Konseyi başkanının izni olmaksızın şehri hiçbir şekilde terketmemek.

- No fumar cigarrillos. Este contrato quedará automáticamente anulado y sin efecto si se encontrara a la maestra fumando.
- Sigara içmek yasaktır. Öğretmen sigara içerken yakalandığı anda bu sözleşme otomatik olarak hükümsüz ve etkisiz kalacaktır.

- No beber cerveza, vino ni whisky. Este contrato quedará automáticamente anulado y sin efecto si se encuentra a la maestra bebiendo cerveza, vino y whisky.
- Bira, şarap ya da viski içmek yasaktır. Öğretmenin bira, şarap ya da viski içerken görülmesi halinde bu sözleşme otomatik olarak hükümsüz ve etkisiz kalacaktır.

- No viajar en coche o automóvil con ningún hombre excepto su hermano o su padre.
- Babası ve erkek kardeşi olması haricinde, bir erkekle aynı otomobilde seyahat etmek yasaktır.

- No vestir ropas de colores brillantes.
- Parlak renkli giysiler giymek yasaktır.

- No teñirse el pelo.
- Saç boyamak yasaktır.

- Usar al menos 2 enaguas.
- En azından 2 iç eteklik giymelidir.

- No usar vestidos que queden a más de cinco centímetros por encima de los tobillos.
- Ayak bileğinin beş santimetre üzerine çıkacak kadar kısa elbiseler giymek yasaktır.

- Mantener limpia el aula:
- Sınıfın temiz tutulması:

a) Barrer el suelo al menos una vez al día.
a) Yerin günde en az bir defa süpürülmesi.

b) Fregar el suelo del aula al menos una vez por semana con agua caliente.
b) Sınıf zeminin günde en az bir defa sıcak suyla silinmesi.

c) Limpiar la pizarra al menos una vez al día.
c) Tahtanın günde en az bir defa temizlenmesi.
,
d) Encender el fuego a las 7:00, de modo que la habitación esté caliente a las 8:00 cuando lleguen los niños.
d) Sobanın, çocukların geleceği saat olan 8:00’da dersliği ısıtacak şekilde saat 7:00’da yakılması.

- No usar polvos faciales, no maquillarse ni pintarse los labios.
- Makyaj pudraları kullanmak, makyaj yapmak ya da dudakları boyamak yasaktır.


Çeviren: ispanyolcadefteri.blogspot.com

Curiosidades 1 - İlginç bilgiler 1

En las estatuas dependiendo de como estén colocadas las patas de un caballo el significado cambia. Si una estatua de una persona a caballo tiene dos patas en el aire, la persona murió en combate. Si el caballo tiene una de las patas frontales en el aire, la persona murió de heridas recibidas en combate. Si el caballo tiene las cuatro patas en el suelo, la persona murió de causas naturales
-----
Heykellerde atın ayağının yerleşimine göre çok büyük anlam değişikliği olur. Bir adamı at üzerinde gösteren heykelde, atın iki ayağı havadaysa, kişi savaşta öldü demektir. Atın ön ayaklarından sadece biri havadaysa, kişi savaşta aldığı yaralar nedeniyle öldü demektir. Atın dört ayağı da yerde ise, kişi doğal sebeplerden ölmüş anlamına gelir. 




Kelime bilgisi - İspanyolca akrabalar (Vocabulario Turco - Parientes)

Resmin üzerine tıklayın veya sayfanın devamını okuyun.























padre: baba
madre: anne
hermano: erkek kardeş
esposo, marido: eş (erkek)
esposa, mujer: eş (kadın)
abuelo: dede
abuela: nine
hijo: erkek evlat
hija: kız evlat
nieto: erkek torun
nieta: kız torun
tío: amca/dayı
tía: hala / teyze
primo: kuzen (erkek)
prima: kuzen (kadın)sobrino: yeğen (erkek)
sobrina: yeğen (kadın)
padrastro: üvey baba
madrastra: üveyanne
hijastro: üvey evlat (erkek)
hijastra: üvey evlat (kız)
hermanastro: üvey kardeş (erkek)
hermanastra: üvey kardeş (kız)
prometido, novio: nişanlı, sevgili (erkek)
prometida, novia: nişanlı, sevgili (kadın)
padrino: vaftiz babası (godfather)
madrina: vaftiz annesi (god mother)
conocido: tanıdık, tanış (erkek)
conocida: tanıdık, tanış (kadın)

Verbos Turcos 4 Anlamak - Comprender, Entender


Hola a todos colegas. Hoy en dia vamos a aprender otro verbo turco. Es ANLAMAK y significa entender o comprender. Para empezar, conjugo el  verbo en presente de indicativo.

Ben anlıyorum yo entiendo
Sen anlıyorsun tu entiendes
O anlıyor el o ella entiende
Biz anlıyoruz nosotros entendemos
Siz anlıyorsunuz- vosotros entendeis
Onlar anlıyorlar ellos, ellas entienden

Es un poco complicada eh? Es que raiz del verbo es ANLA-. Pero la A que se encuentra en final de raiz se convierte en” I” y despues vienen sufijos de presente que son:

-yorum
-yorsun
-yor
-yoruz
-yorsunuz
-yorlar        

Ahora escribire unos ejemplos y despues escribire formas negativas e interrogativas de este verbo dificil.

Örnekler (Ejemplos)

Ben seni anlıyorum (yo te entiendo. Seni es TE)
O beni anlıyor (el o ella me entiende. Beni es ME)
Kim beni anlıyor? (Quien me entiende? Kim es QUİEN)

FORMA NEGATİVA
Ben anlamıyorum  (yo no entiendo)
Sen anlamıyorsun  (tu no entiendes)
O anlamıyor          (el o ella no entiende)
Biz anlamıyoruz     (nosotros no entendemos)
Siz anlamıyorsunuz (vosotros no entendeis)
Onlar anlamıyorlar  (ellos o ellas no entienden)

FORMA İNTERROGATİVA
Ben anlıyor muyum? (yo entiendo?)
Sen anlıyor musun? (Tu entiendes?)
O anlıyor mu? (El o ella entiende)
Biz anlıyor muyuz? (nosotros entendemos?)
Siz anlıyor musunuz? (Vosotros entendeis?)
Onlar anlıyor mu? (Ellos o ellas entienden?)

Y ahora mas ejemplos:
Sen beni anlıyor musun?  (Tu me entiendes?)
Ben seni anlamıyorum. (Yo no te entiendo)
Neden beni anlamıyorsun? (Por que no me entiendes? Neden es Por que)
O beni anlamıyor (el o ella no me entiende)

OJO: En idioma turco, cuando queremos preguntar “entiendes español?” usamos este verbo. En lugar de entender nosotros usamos siempre el verbo SABER. Entonces para hacer esta pregunta tenemos que decir:
Sabes español? = İspanyolca biliyor musun?

Y una cosa mas podeis quitar las pronombres personales (ben, sen, o etc) de frase. No cambia lo que significa. Es lo mismo que usar siempre yo, tu, etc.
O sea son las mismas frases:
ben seni anlıyorum = seni anlıyorum

Hasta otra clase chic@s!


Para preguntas y dudas escribeme:
ispanyolcadefteri@hotmail.com







Kelime bilgisi - İspanyolca meslekler (Vocabulario Turco - Oficios)


avukat
abogado 
aktör/aktriz
actor/actriz 
doktor
médico 
çiftçi
agricultor / campesino
amele
albañil 
mimar
arquitecto 
astronot
astronauta 
hostes (uçak)
azafata 
çöpcü
basurero 
bebek bakıcısı
niñera
itfayeci
bombero 
garson
camarero/a 
kamyoncu
camionero 
şarkıcı
cantante 
usta başı
capataz 
kasap
carnicero 
postacı
cartero 
bilim insanı
científico 
cerrah
cirujano 
aşçı
cocinero 
şoför  
conductor 
hizmetçi
criado 
rahip
cura 
dişçi
dentista 
elektrikçi
electricista 
bankacı
empleado de banco 
hemşire
enfermero 
yazar
escritor 
öğrenci
estudiante 
muslukçu  
fontanero 
mühendis
ingeniero 
bahçıvan
jardinero 
kuyumcu
joyero 
yargıç
juez 
ayakkabıcı
zapatero 




Ben de seni seviyorum -Türkçe altyazılı ispanyolca kısa film

Filmi görmek için "devamını oku"ya tıklayın.







İngilizce - İspanyolca Çevrilmiş Cümle Örnekleri 1



Bu başlık altında paylaşacağımız her yazımda ingilizce ve ispanyolca cümleleri kendi aralarında çevirerek ingilizce bilen arkadaşların ispanyolca cümle kuruluşu ve zaman ekleri konusunda ekstra bir bilgi edinmesini sağlamaya çalışacağım. Yine blogumu fazlasıyla ziyaret eden ve anadili ispanyolca olan arkadaşlar da bu başlık altındaki yazılardan faydalanarak ingilizce öğrenimleri hızlanacak. Her başlıkta 10 cümle çevirisi yapacağım.


Bugünün cümleleri şunlar:



1
If they knock on the door, what would you do?
Si tocan a la puerta. ¿Qué harías?

2
My children would take me to the mall
Mis hijos me llevarían al centro comercial.

3
The children would not play with this toy.
Los niños no jugarían con este juguete. 

4
The newspaper announced that there would be a meeting for the election campaign.
El periódico anunció que habría una reunión para la campaña electoral.  

5
It probably happened after midnight. 
Probablemente ocurrió después de la medianoche.

6
The candidates said they would communicate their ideas to the public. 
Los candidatos dijeron que comunicarían sus ideas al público.

7
I wonder what time it was when Cynthia left. 
Me pregunto qué hora era cuando Cynthia se fue.

8
Luis assured us that he would vote for Mrs. Gomez.
Luis nos aseguró que él votaría por la señora Gómez.

9
A thief probably went into the house.
Un ladrón probablemente irrumpió en la casa

10
His friends decided that they would throw (or have) a party to raise funds
Sus amigos decidieron que harían una fiesta para recoger fondos.

Soru ve görüşleriniz için:
ispanyolcadefteri@hotmail.com

Cantar las cuarenta - İspanyolca Deyimler

Bugün öğreneceğimiz ispanyolca deyimin kökeni bir iskambil oyununa dayanıyor. Bu garip oyununda bir kart kombinasyonunu elinde tutmaya başlayan kişi şarkı söyleyerek karşı tarafın hoşnut olmayacağı bu bilgiyi onlara iletiyormuş. Yanlış hatırlamıyorsam oyunun adı Tute'ydi.
İskambil oyunundaki bu şarkı söyleme faslından türüyerek deyimleşen bu cümlenin gündelik dildeki karşılığı birine sert bir biçimde gerçekleri anlatmak ya da ağzını açıp gözünü yummak. Sert bir şekilde azarlayıp paralamak ya da ağzının payını vermek olarak da kullanabiliriz.
Bir kaç örnek cümle vererek bu deyimle ilgili yazıya son verelim:

Frases Ejemplares:
Te van a cantar las cuarenta en el trabajo! (iş yerinde ağzının payını verecekler!)
Ella sabe bien lo que hace, tendre que cantarle las cuarenta. (o ne yaptığını biliyor, gözümü yumup ağzımı açmak gerekecek)

Siz de örnekler yazabilirsiniz.

Haftanın Kelimeleri 1 (palabras de la semana 1)



Haftanın kelimeleri başlığı altında, her hafta ezberlenmesi gereken on yeni kelime paylaşıp hep beraber ezberleyeceğiz.



Debajo de este titulo, cada semana vamos a compartir diez nuevas palabras y vamos a memorizarlas juntas. 







Bu haftanın kelimeleri (Las palabras de esta semana)
Toplantı ................ La reunion
Fermuar ............... La cremallera
Yıldız ................... La estrella
Güneş .................. El sol 
Çiçek ..................  La flor
Şehir .................... La ciudad
Kadın .................. La mujer
Ofis ..................... La oficina
Müşteri ............... El/la cliente
Uçak .................. El avion

Müzik Arası - Pink Floyd - Wish You Were Here (subtitulado)

Desearia que estuvieras aqui yani I wish you were here... Pink Floyd'un en sevilen şarkılarından birisiyle belki de en sevileni diyebileceğimiz kadar güzel bir şarkısıyla birlikteyiz. İngilizce sözleri, ispanyolca altyazısıyla takip edebileceğimiz güzel bir video çalışması olmuş. Videoyu izlemek için lütfen devamını oku tuşuna basınız.

Textos Graciosos 2 - Constitucion de Estudiantes - Ogrenci Anayasası (çeviri)


Öğrenci Anayasası (turco)

1. Öğrenci her zaman haklıdır.
2. Öğretmenin haklı olduğu durumlarda 1. madde uygulanacaktır.
3. Öğrenci hata yapmaz, öğretmenin bilgi düzeyini kontrol eder.
4. Öğrenci dersi asmaz, güneşlenmek için dışarı çıkar.
5. Öğrenci bağırmaz, ses tonu yüksektir.
6. Öğrenci küfür etmez, duygularını ortaya döker ve kötü kelimeleri öğrenir.
7. Öğrenci mobilyaları kırmaz, dayanıklılıklarını kontrol eder.
8. Öğrenci sıraları çizmez, onları dekore eder.
9. Öğrenci öğretmenlere lakap takmaz, estudia eş anlamlı kelimeleri çalışır. 
10. Öğrenci geç kalmaz, öğretmen erken gelir.
11. Öğrenci dalga geçmez, kendi bakış açısını dile getirir.
12. Öğrenci kopya çekmez, arkadaşının hata yapmadığına emin olmak ister.
13. Öğrenci cevap vermiyorsa bilmediğinden değildir, öğretmenin cevabı bildiğinden emin olduğu içindir.
14. Öğrenci sigara içmez, biyoloji dersi için tütünün etkilerini araştırır.
15. Öğrenci konuları anlar, anlamamışsa öğretmen anlatamamıştır.
16. Öğrenci okuldan kovulmaz, sadece yaz tatilini erkene alır.
17. Öğrenci porno dergi okumaz, anatomi dersine çalışıyordur.
18. Öğrenci ödevlerini neden yapmadığını değil, öğretmenin o ödevi vermediğini kanıtlar.

Geçici Maddeler:
1. Bu anayasadaki maddeler, öğrenciler canları istediği zaman kullansın diye rezerve edilmiştir.
2. Bütün öğrenciler bu anayasa ile korunurlar.
3. Eğer bir öğretmen bu anayasanın kullanımını yasaklamaya kalkarsa cezalandırılacak ve eyleminin sonuçlarına katlanacaktır.


Constitucion del Estudiante (español)

1. El Alumno siempre tiene la razón.
2. En caso de que el Maestro tenga la razón, se aplicará el Art. 1
3. El Alumno no comete errores, comprueba la sabiduría del Maestro.
4. El Alumno no se vuela la clase, sale a tomar el sol.
5. El Alumno no grita, tiene la voz muy fuerte.
6. El Alumno no dice groserías, expresa sus sentimientos y aprende lenguaje vulgar.
7. El Alumno no destruye el mobiliario, comprueba su resistencia.
8. El Alumno no pinta las bancas, las decora.
9. El Alumno no le pone apodos a los Maestros, estudia los sinónimos y apariencias.
10. El Alumno no llega tarde, el Maestro llega temprano.
11. El Alumno no platica, comenta sus puntos de vista.
12. El Alumno no copia, se cerciora que el compañero no cometa errores.
13. El Alumno no contesta, porque no lo sepa, sino porque el Maestro ya lo sabe.
14. El Alumno no fuma, solo experimenta los efectos del tabaquismo para su clase de Biología.
15. El Alumno no es que no sepa los temas, el Maestro no sabe explicar
16. El Alumno no es expulsado, solo se toma unas vacaciones adelantadas
17. El Alumno no ve revistas pornográficas, estudia Anatomía.
18. El Alumno reprueba no porque no estudie, sino porque el maestro no dió ese tema.

Artículos Transitorios:
1. Esta Constitución queda reservada para que los alumnos puedan hacer uso de ella cuando les convenga.
2. Todos los alumnos están protegidos por esta Constitución.
3. Si algún Maestro se atreve a prohibir el uso de esta Constitución, será sancionado y se atendrá a las consecuencias.


Textos Graciosos I - Diyet yapan bir kadının günlügü (çeviri)


Güne biraz neşeli başlayalım. Bir ispanyol sitesinde karşılaştığım eğlenceli yazıyı sizin için çevirdim. Diyet yapan bir kadının günlüğü...
-------------


Türkçe (Turco)


Sevgili günlük:
Bugün diyet yapmaya başladım.
8 kilo vermem gerekiyor.
Doktor, yediklerimi not edeceğim ve moral durumumdan bahsedeceğim bir günlük tutmamı tavsiye etti.
Ergenlik günlerime geri dönmüş gibi hissediyorum ama çok heyecanlıyım.
Diyet süreci ne kadar zorlu olsa da o muhteşem siyah elbisenin içine sığdığımda her şey mükemmel olacak.

-Diyetin birinci günü-
Bir parça beyaz peynir.
Bir kap mısır gevreği.
Moralim mükemmel.
Kendimi daha iyi hissediyorum.
Birazcık başım ağrıyor...

-Diyetin ikinci günü-
Birazcık salata.
Kızarmış ekmek ve bir kap yoğurt.
Hala kendimi mükemmel hissediyorum.
Başım biraz daha fazla ağrıyor ama önemli değil, bir aspirin sorunu çözer.

-Diyetin üçüncü günü-
Gecenin bir yarısı garip bir gürültüyle uyandım...
Önce eve hırsız girdi zannettim ama sonra sesin midemden geldiğini anladım...
Bir litre çay içtim...
Gecenin geri kalanını işeyerek geçirdim.
Not: Elma çayını bırakıyorum.

- Diyetin dördüncü günü-
Salatadan nefret etmeye başlıyorum.
Kendimi çayırda otlayan bir inek gibi hissediyorum.
Birazcık keyifsizim ama sanırım zaman meselesi...
Başım davul gibi...
İş arkadaşım öğle yemeğinde koca bir alman turtası yedi.
Ama ben direndim.
Not: ... İş arkadaşımdan nefret ediyorum.

-Diyetin beşinci günü-
Tanrıya yemin ediyorum ki bir parça daha beyaz peynir görürsem kusacağım!
Öğle yemeğim: salata. Sanırım salata bana gülüyordu...
Sakinleşmem ve tekrar konsantre olmam gerekiyor.
Kapağında manken resmi olan bir dergi satın aldım. Işte hedefim. Amacımdan sapamam.

-Diyetin altıncı günü-
Ölüyorum. Uyuyamadım, birazcık uyudum o zaman da rüyamda vanilyalı pasta gördüm.
Bir parça kurabiye için birini öldürebilirim...

-Diyetin yedinci günü-
Doktora gittim...
250 gram zayıflamışım.
Saçmalık!!!
Bütün bir hafta ot yedikten sonra!
Bir inek gibi böğürmediğim kaldı ve sadece 250 gram!
Doktorum normal olduğunuu söyledi. Kadınların zayıflaması geç oluyormuş, özellikle benim yaşımda.
Gerizekalı herif bana şişman ve yaşlı demek istedi!
Not: Yeni bir doktor ara.

-Diyetin sekizinci günü-
Bu sabah bir kızarmış tavuk tarafından uyandırıldım.
Yemin ederim!
Yatağımın ucundaydı ve dans ediyordu.
Açıklama: İş arkadaşlarım bana garip garip bakmaya başladı.

-Diyetin dokuzuncu günü-
Bugün işe gitmedim.
Sabah yine tavuk uyandırdı beni, bu defa göbek dansı yapıyordu.
Bütün gün televizyon izledim.
Bana komplo kurmuşlar.
Bütün kanallarda yemek programı vardı. Meyveli pasta, lazanya, çikolatalı pasta yapmayı öğretiyorlardı...
Not: Yeni bir kumanda alınacak, evdekini pencereden fırlattım.

-Diyetin onuncu günü-
Zayıflar çok boş insanlar!

-Diyetin onüçüncü günü-
Baskül kımıldamıyor. Kımıldamıyor!
Bir lanet olasıca gram bile kaybetmemişim!
Kahkahalar atarak gülmeye başladım. Doktorum, biraz ürkmüş bir şekilde, bir psikolog görmemi tavsiye etti. Sanırım psikiyatr demek istedi.
Onu neşterle tehdit etmemden dolayı mı böyle davrandı acaba?
Not: artık doktora gitmeyeceğim, tavuğun dediğine bakılırsa doktorum tam bir boş boğaz ve hilekar!

-Diyetin onaltıncı günü-
Artık diyette değilim.
Tavuk öyle bir canımı sıktı ki, öğle yemeğinde yedim onu!

--------------

Ispanyolca (Español)

Querido Diario:

Hoy comencé a hacer dieta.
Preciso perder 8 kg.
El médico me aconsejó escribir un diario donde debo colocar mi alimentación y hablar de mi estado de ánimo.
Me siento de vuelta en la adolescencia pero estoy muy entusiasmada con todo.
Por más que la dieta sea dolorosa, cuando consiga entrar en ese vestidito negro maravilloso, va a estar todo perfecto.

-Primer día de dieta._Un pedazo de queso blanco.
Un tazón de cereales diet.
Mi humor está maravilloso.
Me siento más liviana.
Un leve dolor de cabeza tal vez...
-Segundo día de dieta.
Una ensaladita rápida.
Algunas tostadas y un vaso de yoghurt.
Aún me siento maravillosa.
La cabeza me duele un poquito más fuerte pero no es nada, que una aspirina no pueda solucionar
.


_Tercer día de dieta.Me desperté en el medio de la madrugada con un ruido extraño...
Creí que era un ladrón, pero después de un tiempo me di cuenta que era mi estómago...
Tomé un litro de té...
Estuve meando el resto de la noche.
Anotación: SUPRIMIR té de manzanilla.
_Cuarto día de dieta.
Estoy comenzando a odiar la ensalada.
Me siento una vaca mascando pasto.
Estoy un poco irritada, pero creo que es el tiempo...
Mi cabeza parece un tambor...
Mi compañera de trabajo comió una torta alemana hoy en el almuerzo.
Pero yo, resistí.
Anotación:...Odio a mi compañera de trabajo.
_Quinto día de dieta
Juro por Dios!!! que si yo veo un pedazo más de queso blanco en mi frente, vomito!
Mi almuerzo: una ensalada, parecía reírse en mi cara...
Preciso calmarme y volverme a concentrar.
Compré una revista con una modelo en la tapa. Mi meta. No puedo perder el foco.
_Sexto día de dieta.Estoy muerta. No dormí nada y, lo poco que conseguí, soñé con un flan de vainilla.
Mato por un pedazo de alfajor...
_Séptimo día de dieta._
Fui al médico...
Adelgacé 250 gramos.
Es una idiotez !!!!!
Toda la semana comiendo pasto.
¡ Solo me faltó mugir y perdí 250 gramos!
Él explicó que es normal. La mujer demora más en adelgazar, más a mi edad...
¡¡¡el maldito me llamó gorda y vieja!!!!
Anotación:_Buscar otro médico.
_Octavo día de dieta.
Fui despertada hoy por un pollo asado.
¡Lo juro!
Él estaba en la punta de la cama, bailando can-can.
Aclaración: Mis compañeros de trabajo me empezaron a mirar raro...
_Noveno día de dieta
Hoy no fui a trabajar.
El pollo me volvió a despertar, esta vez con la danza del vientre.
Pasé el día viendo tele.
Existe un complot.
Todos los canales son de cocina. Enseñaban a hacer tarta de frutillas, lasaña y selva negra...
Anotación: Comprar un nuevo control remoto, el otro lo tiré por la ventana.
_Décimo día de dieta.! Las flacas son unas huecas ¡
_Décimo tercero día de dieta._
La balanza no se mueve.¡Ella no se mueve!
¡No perdí un mísero gramo!
Comencé a reírme a carcajadas. Asustado, el médico, sugirió un psicólogo. Creo que llegó a decir psiquiatra.
¿Será porque yo lo amenacé con un bisturí?
Anotación:
No vuelvo más al médico, el pollo me dijo que cree que es un chanta, farsante.
_Décimo sexto dia._
No estoy más a dieta.
Enojadísima con el pollo, me lo almorcé. !!!



Blog Arşivi

Acción Poética

Acción Poética

Joyas de America Latina

Joyas de America Latina
Alfredo Zitarrosa

Un poco de humor, por favor

Un poco de humor, por favor