İspanyolca ile ilgili bir çok şey

Latince'nin Hayaletleri V - Trans-

trans- ön eki, latincenin hayaletleri arasında kendini en fazla gösterenlerden biri olsa gerek. -trans ve ondan türeyen -tras ön ekleri "karşıya, diğer tarafa, öteye" gibi anlamlar katmaktadır. söz konusu türkçeye çevirmek olduğunda "boyunca", "arası", "ötesi" vb. anlamlara gelebilir. içinde bu hayaleti barındıran ve sıklıkla kullandığımız birkaç kelimeyi inceleyebiliriz.

transmanchuria kelimesi trans + manchuria kelimelerinin birleştirilmesinden oluşur ve mançurya ovası boyunca veya mançuryayı gen tren hattına verilen addır.

transatlántico kelimesi trans + atlántico kelimelerinin birleştirilmesinden oluşur ve atlantik boyunca, atlantik ötesi, atlantiği gen anlamlarında kullanılır. örneğin "vuelo transatlantico" kavramı atlantik okyanusunun ötesi/atlantiği gen/atlantiğin bir ucundan diğer ucuna yapılan bir uçuştur.

trans-mançurya vtransatlantik olarak kullanabildiğimiz gibi mançurya demiryolu veya atlantik ötesi (örneğin yolculuk) olarak da kullanabiliriz. örneklere devam edelim.

travesti kelimesi trans ön eki + giyinmek anlamında latince fiil vestire'nin birleşiminden oluşmuştur. trans-vestirgiyinme konusunda karşıya geçme/karşının giysini giyme gibi anlamlara gelir. genelde kadın elbisesi giyen erkekler için kullanılan bu kavram, ihtivası gereği, erkek elbisesi giyen kadınlar için de gerlidir. yani erkek gibi giyinen kadınlar da transvestir eylemini gerçekleştirmektedir.

transa girmek veya trans haline geçmek olarak bizimde sıklıkla kullandığımız trans kelimesi, doğrundan trans önekinden oluşmuş gibi görünse de aslında trans ön ekinin peşine latince ire fiili de birleştirilerek türetilen transire'den evrilmiştir. karşıya gitmek, diğer tarafa geçmek anlamına gelir. yani transa girdiğimizde kendi benliğimizden çıkıp, karşı tarafa geçtiğimiz belirtilmektedir.

transfer yapmak fiilinde kullandığımız transfer kelimesi -trans ön ekine latince ferre (taşımak, götürmek) fiilinin eklenmesinden türemiştir. sporcular bir takımdan diğerine/karşı takıma taşınır, götürülür. veya dosya transferi işlemini düşündüğümüzde bir bilgisayardan (veya harici donanımdan) başka bir bilgisayara (veya harici donanıma) dosya taşınması (ferre) durumuu görürüz.

bir dönem moda olan ve magazin haberlerinin baş rolüne oturan transparan kelimesi -trans ve latince parere (görünmek, belirmek, ortaya çıkmak) fiilinden türemiştir. diğer tarafta/öte yönde görülen, beliren anlamlarına gelir.

bonus;

maveraünnehir kelimesi arapçada nehrin ötesi/ardı anlamlarına gelir. seyhun ve ceyhun nehirlerinin çevrelediği ve bu nehirler boyunca uzanan bölgeye ispanyolcada transoxiana adı verilmiştir. yunanlıların oxus olarak adlandırdıkları seyhun nehrinin ötesindeki topraklardan bahsetmek için bu grekoroman esintili terim kullanılmaktadır.

serinin altıncı yazısında görüşmek üzere. 






Expresiones Turcas - II

hola amig@ hispanohablante!

espero que tu estancia en este país se convierta en una experiencia muy agradable. ya has empezado a hablar turco? acepto, que es un poco dificil pero con un poco de esfuerzo (sudando la camisa?) se puede aprender de mejor manera. me acuerdo de un chico español (cuyo nombre no puedo acordarme, es que pasó muchos años) que hablaba muy bien turco. hasta conocía algunas expresiones y frases hechas y nos sorprendía mucho al pronunciarlas como que algunas de las expresiones que utilizaba eran tan antiguas y coloquiales que hasta algunos turcos no podían entender de que se trataba. en este articulo intentare compartir contigo unas expresiones turcas para que puedas dejar a tus amigos turcos con la boca abierta. en el primer artículo de este serie compartí contigo solamente una expresión. pero desde ahora, en cada artículo voy a compartir cinco expresiones. primero voy a intentar hacer una traducción literal que en muchas casos parecerá una tontería y despues voy a explicar lo que significa la expresión.


1- bal dök yala
empezamos con esta. si traducimos mot-à-mot (palabra por palabra) significaría algo como "vertir/echar miel y lamer" (ambos verbos en modo imperativo para segunda persona singular). los turcos utilizan esta expresión para aclarar que algo se ha limpiado de manera perfecta que se puede lamer la miel vertida sobre esta cosa. esto hago yo de vez en cuando, limpio la casa y la dejo pulcra (así que no soy tan guarro). terminaremos cada expresión con una frase ejemplar (siempre que digo "frase ejemplar" me viene a la mente una frase elegante, con pantalones planchados y camisa planchada, que lleva a cabo todos sus deberes de ciudadanía, que vota, que defiende sus derechos, que ayuda a otras personas etc.)

- okul çok temiz, valla bal dök yala!

la frase ejemplar significa "la escuela está muy limpia, juro por díos que se puede vertir miel al suelo y se puede comer lamiendo" en el ejemplo "valla" significa "juro por díos". es un arabismo en idioma turco y de vez en cuando se escribe/pronuncia como "vallahi". la forma correcta es vallahi, pero en habla cotidiana casi todos los turcos prefieren utilizarlo como "valla". es muy común, tambien tú puedes utilizar esta palabra sin tener miedo de meter la pata.

2-   damdan düşer gibi
a ver! la palabra "dam" tiene diferentes significados en turco. podría significar carcel (jerga carcelaría) o podría significar "azotea". en esta expresión significa azotea. la traducción palabra por palabra "como si cayera de la azotea". aquí me gustaría alejarma un poco de tema para acordarme un poco de mi niñez. en el pueblo donde yo nací y crecí, en los veranos, hacía un calor que hasta las ranas iban con cantimplora y junto con la ayuda de chupasangres voladores (mosquitos) no nos dejaba conciliar el sueño. esto nos hacía dormir en las azoteas. llevabamos las camas a las azoteas y todo familia dormía al aire libre, bajo las estrellas (aunque en aquel tiempo, con esta actividad de dormir bajo las estrellas, no se trataba nada de romance. lo hacíamos con el objetivo de poder dormir). esto no tiene nada que ver con la explicación de la expresión. no se de donde salió la necesidad de contarlo. dejando las tonterías (hasta se podría denominar como pendejadas) a un lado y volvemos a la actualidad. damdan düşer gibi significa "de repente", "de buenas a primeras", "inesperadamente" (out of no where, out of the blue).

- fırsat, damdan düşer gibi geldi (que la oportunidad se presentó de repente/inesperadamente)

3- çantada keklik
esta si que es muy interesante. nunca has pensado llevar perdices en una bolsa? suena un poco raro, eh? esta expresión turca significa, literalmente, "perdiz en la bolsa/en el saco". se utiliza para definir que una cosa es muy fácil a realizar que hasta los niños lo podrían llevar a cabo. ya creo que entiendes lo que significa la expresión. sí, que significa "pan comido", "chupado (chupao)" o "facilísimo". no solamente se utiliza con los verbos a veces una cosa tambien puede ser çantada keklik. por ejemplo, puedes decir, "türkçe, çantada keklik" o puedes decir "türkçe öğrenmek çantada keklik" (turco es pan comido o aprender turco es pan comido).

pues, ya estoy un poco cansado. al iniciar el articulo he dicho que iba a escribir cinco expresiones, pero ahora mismo no tengo ganas de seguir escribiendo. en otro artículo puedo escribir siete y así contrabalancearlo. es que hoy me tocó ir de un lado a otro lado de estambul y esto me hace adormecer. no puedes saber como me gustaría ahora mismo llevar la cama a la azotea y dormir como un tronco bajo las estrellas (tampoco se trata de romance, solamente saudade).

nos vemos en la proxima ocasión.




Değişik Kelimeler 3 - Matasuegras

değişik kelimeler serisinin üçüncü yazısını genellikle partilerde ve yılbaşı kutlamalarında kullanılan bir ürüne, matasuegras'a ayırıyoruz. kukuleta ile birlikte partilerin olmazsa olmazlarından olarak kabul edilen ve içine hava üflenince açılan ve sonra kapanan bu amaçsız aletin türkçede adı parti düdüğü olarak geçiyor. bu türkçe isim, ingilizcedeki "party horn" isminin bire bir çevirisidir. sıklıkla kullanılmamakla birlikte "kaynana dili" olarak da bilinen bu ürünün ispanyolca adı matasuegras yani kaynana öldürendir. ürünün ve kelimenin tarihine bakarak devam edelim.

ürün her ne kadar da amaçsız, saçma görünse de yüz yıldan fazla bir geçmişe sahip. piyasaya hangi adla çıktığına dair net bir bilgi yok, insanların uzun bir süre boyunca "hani şu üflenince açılan kağıtlar var ya, hah işte ondan yirmi tane" diyerek sipariş verdikleri biliniyor. nesnenin adlandırılma ihtiyacı doğal olarak boşluk tanımıyor ve zamanla ürüne farklı adlar verilmeye başlanıyor. ürünün adlandırılması işini ilk olarak italyanlar gerçekleştiriyorlar. bu noktada biraz gerilere doğru, 1800'lü yılların sonuna doğru gidelim.

sömürgecilik yarışında geride kalmak istemeyen italyanlar afrika'da yeni arayışlar içindedir. 1889 yılında italyanlar "biz arkandayız saldır şurayı ve de şurayı al sonra aramızda resmi bir anlaşma da yaparız" diyerek shewa kralı 2. menelik'in kanına girerler. imparatorluk hayalleri kuran menelik, tigray vamhara bölgelerini işgal eder. bir ay kadar sonra da italyanlarla bir anlaşma imzalanır. anlaşma iki dilli olarak hazırlanır ama italyanca hazırlanan anlaşmayla amharca hazırlanan anlaşma arasında uyumsuzluk vardır, zira italyanca anlaşma etiyopya'yı italyaya bağlı bir devlet olarak tanımlarken, amharca metin etiyopya'nın bağımsız olduğunu bildirmektedir (çeviri hatası mı? zannetmiyorum. italyanlar uyanıklık yapıyor).

bu durumu fark eden menelik anlaşmayı tanmadığını bildirir. italyanlar da zaten böyle bir fırsat kollamaktadır. saldırıya geçerek etiyopya'yı işgal etmeye çalışırlar ancak ciddi bir yenilgi alırlar. bu yenilgi italyanların psikolojisini uzun yıllar boyunca bozacak ve taa ikinci italya-etiyopya savaşına kadar bu psikolojik bozukluk etkisini kaybetmeyecektir.* tabiri caizse bu "kuyruk acısı" italya'da menelik adının karalanması için her şeyin yapılmasına neden olur. yazının konusu olan oyuncak o yıllarda popülerdir fakat bir adı yoktur. gündemin de etkisiyle italyanlar oyuncağa menelik dili adını verirler zira düşman olarak kabul ettikleri menelik de tıpkı bu oyuncak gibi "uzun, sivri ve keskin dillidir". ptsd'nin garip bir tezahürü olarak ortaya çıkan bu isim başka ülkeleri de etkiler. birçok avrupa ülkesi "bizim italyanlardan neyimiz eksik" diyerek oyuncağa kendilerine göre isim vermeye başlar. ispanyollar, başlangıçta portekizlilerden esinlenerek kaynana dili anlamına gelen lengua de suegra'yı kullanır ama kelime bir şekilde döne dolaşa matasuegras halini alır.

karikatürize edildiğinde kaynana, tıpkı bizde olduğu gibi, birçok kültürde biraz sivri dilli olarak kendini gösteriyor. bu anti-kaynana ideoloji bizde biraz soft kalıyor, ispanya ve ispanyolca konuşulan ülkelerde daha ofansif bir yaklaşım görebiliyoruz. birkaç anti-kaynana propaganda görseliylyazıyı bitirelim.


matasuegras, keşke işe yarasaydı


son cümleye dikkat "kaynana için zehir satılır"


haftanın günleri akrabalarımız olsaydı, pazartesi kaynana olurdu.




*1935 yılında gerçekleşen ikinci italya-etiyopya savaşı sırasında italyada mussolini etiyopyada haile selassie yönetimdedir. savaş italya'nın zaferiyle sonuçlanıyor.