İspanyolca ile ilgili bir çok şey

Latincenin Hayaletleri - I

latince uzunca bir süredir ölü diller kategorisinde bulunuyor. buna rağmen dünyanın farklı noktalarında hala latince kelimeler, terimler, tanımlamalar, özellikle politikada, iş hayatında, sanatta, askeri literatürde ve gündelik dilde kendine yer bulabiliyor.

bir eylemi "de facto" olarak gerçekleştirdiğini ifade eden kişi, bundan yaklaşık 2500 yıl kadar önce de kullanılan bir terimi aynen tekrarlayarak zamanın olağan akışında bir çatlak oluşturur ve o çatlaktan latincenin tunikli, togalı hayaletleri dışarı süzülür. geldikleri yere iade etmek gibi bir motivasyona sahip olmaksızın, bu hayaletleri yakalamaya, togalarından çekiştire çekiştire ne anlama geldiklerini öğrenmeye çalışalım.

1- casus belli

gazetelerde, televizyon haberlerinde karşımıza çıkabilen bu terim, savaş nedeni anlamına geliyor. ingizlerin "kasuz belay" olarak telaffuz ettikleri bu terim latincede "kasus belli" olarak telaffuz ediliyor. türkçe gibi okuduğumuzda sanki bir casus varmış da sonra onun kim olduğu belli olmuş gibi bir anlam çıktığı için ilk okuduğumda da meselenin ortaya çıkan bir casuslukla ilgili olduğunu düşünüp uluslararsı ilişkilerde bir yıpranmaya neden olabileceğini düşünmüştüm. bir noktada haksız da sayılmazmışım.

örneğin, birinci dünya savaşı öncesi franz ferdinantın gözünü milliyetçilik bürümüş gavrilo princip tarafından alnının çatından vurulması avusturya-macaristan imparatorluğu için sırbistana karşı bir casus belli yani savaş sebebi olmuştur.

daha güncel bir örnek vermek gerekirse; ikiz kulelere gerçekleştirilen uçaklı saldırı amerika tarafından bir casus belli olarak kabul edilmiştir.

2- carpe diem

kullanıla kullanıla suyu çıkarılan latince hayaletlerinden biridir. günün tadını çıkar, anı yaşa anlamlarına gelmektedir ve adamsendecilik propagandasının en etkili araçlarından biridir. üzerinde daha fazla durmayacağız.

3- alter ego

alter (diğer-otro), ego (ben, yo) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş olan, bir ben vardır benden içerü manasına gelen bir psikoloji terimidir ve iki bin beş yüz yıllık latince hayaleti görevini gündelik hayatımızda başarıyla ifa eder.

-aşağıda spoiler var-
-aşağıda spoiler var-
-aşağıda spoiler var-
en bilindik alter ego örnekleri olarak süpermen, betmen, örümcek adam sayılabilir. tyler durden da anlatıcının alter egosudur.
-yukarıda spoiler var-
yukarıda spoiler var
yukarıda spoiler var




4- deus ex machina

günümüzde daha çok sinema ve tiyatro terimi olarak kullanılan bu kavram, çözülmesi imkansız gibi görülen durumların olay akışında bir tesadüfe, beklenmedik bir gelişmeye bağlı olarak, akla pek yatmasa da, çözülmesi anlamına gelir.

terimin bire bir çevirisi "makinedeki tanrı" anlamında gelmektedir. etimolojisine baktığımızda, antik  roma ve grek tiyatrolarında kahramanların en çaresiz kaldığı anlarda, bir vinç düzeneğine (makine) bağlanmış olarak gök yüzünden inen tanrılar, melekler tarafından bütün sıkıntıların giderilmesi ve seyircilere mutlu sonun sunulması hikayesini görürüz. antik roma ve grek tiyatrosuna ilk eleştiriler de yine taa o zamanlarda yapılmış ve "böyle saçma sapan son mu yazılırmış, euripides çok bozdu cık cık cık" söylemleri almış başını yürümüş. hatta "insan iki şeyi saklayamaz; sarhoş olduğunu ve aşık olduğunu" sözüyle meşhur olan tiyatro yazarı antiphanes bu konuda iğneleyici bir şiir bile yazmıştır. çevirisi "aşağı yukarı" aşağıdaki gibidir.

ne diyeceklerini bilmediklerinde
eseri büsbütün berbat ettiklerinde
tatmin eder izleyiciyi
parmak gibi havaya kalkan makine

eleştirilere aristo, eflatun ve çok uzun yıllar sonra niçe de destek vermiş "olmaz olsun böyle senaryo" yakınmasına ses katmışlardır.

nip/tuck dizisini izleyenler bilir, şean eski hemşiresiyle tek gecelik ilişki yaşar. kadın ilişkiyi sean'ın karısına anlatmakla ve hatta polise gidip "bana tecavüz etti" diye şikayetçi olmakla tehdit eder. konuşurken sokağa çıkarlar ve kadına bir otobüs çarpar. kadın ölür sean bu dertten deus ex machine tekniğiyle kurtulur.

deus ex machine düzeneği

5- ecce homo
yukarıda sıralananlar kadar sık kullanılmamakla birlikte benim en sevdiğim latince kavramlardan biridir. en meşhur ecce homo cümlesi bundan tam olarak 1988 yıl önce, roma'nın yahudiye eyaleti valisi pontus pilatus tarafından, yeruşalim'de yani kudüs'te söylenmiştir. biraz kavramın içeriğinin tam olarak anlaşılmasını sağlamak, biraz da gevezelik etmek amacıyla olayı biraz daha geriden alarak anlatalım.

isa'dan önce altmışlı yıllarda, kabına sığmayan roma imparatorluğu, birinci yahudi-roma savaşını kazanıp bölgesi hakimiyeti altına alır ve valiler aracılığıyla yönetmeye başlar. isa doğup otuzlu yaşlarına erişir ve peygamberlik alametleri ve değişik değişik mucizler göstermeye başlar. hastları iyileştirir, su üzerinde batmadan yürür, beş ekmek üç balıkla binlerce insanı doyurur üstüne küfeler dolusu ekmek ve balık artığı toplatır, körlerin gözünü açar, kötürümleri yürütür hatta lazar'ı (lazarus) ölümden diriltir (bana kalırsa isa'nın en büyük mucizesi otuzundan sonra on iki yeni arkadaş edinebilmiş olmasıdır).

bu mucizler ve peygamberlikler sırasında ben yahudilerin beklediği mesih yani kurtarıcıyım diye propaganda yapmaya da başlayınca dönemin ileri gelen yahudi din adamları tarafından tehdit edilir. sen kim mesih olmak kim diye saldırıya başlarlar. aslında ellerinden gelse hemen ortadan kaldıracaklardır ama roma hakimiyeti vardır. roma valisinden izin almadan sinek bile kovalamaları yasaktır. bu yüzden bir neden bulmaya ve onu roma'nın gözünde de suçlu duruma düşürmeye çalışırlar. bu çabalar içinde en meşhur ve bana kalırsa en kıvrakça olanı romalı askerlerin ve yetkililerin de bulunduğu bir ortamda isa'yı durdurmak ve "sen her şeyi çok iyi biliyorsun ya, yahudilerin kurtarıcısısın ya, şimdi söyle bize bakalım yahudi milletinin roma'ya vergi vermesi doğru mudur?" diye sorarlar. isa "evet, doğrudur" dese "bakın yahudilerin vergi vermesine laf etmiyor ama kendisini yahudilerin kurtarıcısı diye ortaya atıyor" diye karalama faaliyeti başlatacak ve isa'nın bütün karizmasını çizmiş olacaklardır. tersine isa "hayır, caiz değildir" dese roma askerleri yakasından tuttukları gibi götürece ve cezalandıracaklardır. her iki durumda da karlı çıkacağını düşünen din adamları ve ileri gelenler avuçlarını sıvazlarken isa onlardan, kendine bir para vermelerini ister. uzatılan madeni parayı kalabalığa doğru kaldırıp "paranın üstünde kimin resmini görüyorsunuz?"diye sorar. paranın üzerinde roma imparatoru sezar'ın resmi vardır. doğal olarak "sezar'ı görüyoruz" derler. bunun üzerine isa tarihte benzeri görülmemiş bir zeka kıvraklığıyla "sezar'ın hakkını sezar'a, tanrı'nın hakkını tanrı'ya verin" diyerek yoluna devam eder.


"paranın üzerinde kimin resmi var?"

bu gibi denemelerde hep başarısız olan yahudiler en sonunda bozgunculuk çıkarır, "bu adam roma'ya karşı çıkıyor, kendisini yahudilerin mesih'i olarak gösteriyor" diye şikayet edip ortalığı velveleye verir. mesih kelimesi aynı zamanda yahudilerin kıralı olacak kişi için kullanıldığından yargılamanın yolu açılır. vali pontus pilatus isa'nın suçlu olmadığını düşünmektedir. karısı da bir rüya gördüğünü, bu adamın suçsuz olduğunu ve cezalandırılmaması gerektiğini pilatus'a anlatır. ama yahudiler isyan etmektedir ve bu eyalet yönetimi için başarısızlık anlamına gelecektir. pilatus romalılara bir öneride bulunur. "sizin bir geleneğiniz var, ben de bu geleneğe göre fısıh bayramlarında sizden bir suçluyu affedip size teslim ediyorum. bu fısıf bayramı için isa'yı affetmeyi öneriyorum" der. topluluk "onu istemeyiz, bize barabas'ı ver" diye yanıtar. barabas bir hayduttur. bir haydutun salıverilmesini isteyen topluluk karşısında artık daha fazla diretemeyeceğini anlayan pilatus isa'yı işaret ederek "ecce homo", yani "işte insan" der.

bu cümle o kadar etkilidir ki, hala isa'nın çile çektiğini, çarmıh taşıdığını, kafasına dikenden örülmüş bir taç takıldığını, kırbaçlandığını gösteren tablolara genel olarak "ecce homo" adı verilir. naturmort gibi bir terim olarak kullanılır sanatta.



Pilatus aşağıda bekleyenlere doğru bağırıyor "ecce homo" gelin alın!


latince'nin hayaletlerinin peşinde koşmaya bu serinin başka yazılarında devam edeceğiz. şimdilik bu kadar.

carpe diem!

2 yorum:

  1. Çok güldüğüm yerler oldu gerçekten :))
    Ufak bir ekleme yapmak istiyorum, alter ego, yunancada da karşılığı olan bir kavram ve Aristoteles tarafından dostluk için de kullanılır. Yani diğer ben-öteki olmayan-bendeki diğeri anlamlarında pekala bir dosta işaret eder.Şimdilik bu kadar :)
    Saygılar.

    YanıtlaSil
  2. Elinize sağlık... 10 gönderi okudum ve bütün siteyi okuma zorunluluğu oluştu :) bu kadar zaman harcanmış, bu kadar emek verilmiş böylesine özgün bir kaynağı gözardı etmek imkânsız. Tüm çabanız için tekrar tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil