İspanyolca ile ilgili bir çok şey

Ladino - Bir Dilin Hikayesi

tarihin en büyük cumhuriyetlerinden ve imparatorluklarından biri olan roma'da yollar, katmanlar halinde, her katmanda farklı tip çakıl ve taşlar kullanılarak yapılırmış. günümüzde "roma yolları abicim, roma yolları! adamlar iki bin yıl önce ne yollar yapmışlar, hem de ozamanın teknolojisiyle" söylemiyle övülmeye devam eden bu yollar, tabii ki roma zamanında da oldukça övülmüş, hatta "mille viae ducunt hominem per saecula romam" şeklinde bir deyim bile ortaya çıkmıştır. bire bir çevirisi "bin yol var, hepsi de insanları roma'ya götürür" olan cümle zamanla kısalarak "her yol romaya çıkar" olarak söylenegelmiştir. aslında roma'nın ana yollarının sayısı 380'dir fakat bu anayollardan ayrılan arayollarla birlikte neredeyse bine yakın yoldan romaya ulaşılabilmektedir. bu yolların 34'ü romayı iberya yarımadasına, romalıların adlandırmasıyla hispania'ya bağlamaktadır zira iberia ismi aynı bölgeye greklerin verdiği isimdir. (ilginçtir, güncel olarak ispanyolcada, hem grekçeden hem latinceden geçen kullanımlarını koruyan, birden farklı şekilde ifade edilebilen kavramlar mevcut. örneklemek gerekirse bizim alfabe olarak çevirdiğimiz alfabeto kelimesinin yanı sıra aynı anlamda abecedario kelimesi de kullanılmaktadır. alfabeto kelimesi grek alfabesinin ilk iki harfi olan alfa ve beta'nın birleştirilmesiyle türetilen bir kelime. buna karşın abecedario latin alfabesinin ilk dört harfi olan a, b, c, d harflerinden türetilmiştir. iki kelime de alfabe anlamında kullanılabilmektedir, grekçe olan kullanım daha çok tercih edilmektedir. yine hispania yerine iberia, abecedario yerine alfabeto daha sıklıkla kullanılmaktadır. bunun sebebi büyük ihtimal roma imparatorluğunun çökmesiyle birlikte güç kazanan desromanización faaliyetleridir.)


roma yollarını gösteren bir harita

her yolun romaya çıktığını kanıtlarcasına, ladino'nun yolu da romadan geçiyor. ekonomik krizler, yönetimde stabilitenin bir türlü sağlanamaması, sürekli iç savaşlara ek olarak bir de barbar kavimlerin istilasına uğrayan roma imparatorluğu daha fazla direnemez ve 34 yerinden bağlı olduğu hispania topraklarını vizigotlara bırakmak zorunda kalır. vizigotlara bırakılan bu topraklarda roma yönetimi sırasında barış içinde yaşayan sefaradlar da bulunmaktadır. bu huzurlu yaşam çok uzun sürmeyecek 600 yılına doğru vizigot kralı, yahudilere biraz daha töleranslı olan aryanizmden vazgeçip "ben artık katolik oldum bütün krallığım da benim gibi katolik olsun hemen" fikrine kapılınca, yahudiler üzerinde baskı kurulan bir süreç başlayacaktır.

m.ö. 586 yılında II. nebukadnezar'ın yahudi krallığını ve I. Tapınağı yıkmasının ardından, "babil'e köle olarak gideceğime başka topraklarda kendime yeni bir hayat kurarım" diyerek yola revan olan ve ispanya topraklarında yaşamaya başlayan yahudiler, vizigotların katolik mezhebine geçmesinin ardından yaşadıkları sıkıntıdan müslümanlar sayesinde kurtulacaktır. vizigotları yenerek yarımadaya yerleşmeye başlayan araplar, yahudilere karşı daha töleranslı davranmak gerektiğine karar vermişlerdi. gerçekten de ispanya'da arap egemenliği boyunca sorunsuz yaşamaya devam ederler.

reconquista

politika durmadan kaynayan bir kazan, fokurtusuna kulak, çıkardığı buhara ten dayanmaz. ispanya'ya yerleşen müslümanların kurdukları emirlikler, halifeliliklere oradan da "taifa"lara bölünür, güç kaybeder, bu durum yarımada üzerinde yeniden hakimiyetlerini kurmak için mücadele eden hristiyanların işine gelir. reconquista; iberya yarımadasının yeniden fethedilmesi sürecine verilen isimdir. dönüm noktalarından biri de reyes catolicos (katolik krallar) olarak adlandırılan I. isabel ve II. fernando'nun evlenmesidir. ne olmuş evlenmişlerse diyenler için hemen söyleyeyim; bu evlilik sefarad'ların özellikle osmanlı'ya doğru göç etmeleri ve ladino'yu bu topraklara getirmeleriyle sonuçlanacak sürecin başlangıcı olmuştur.

yüzlerce yıl süren reconquista, kastilla kraliçesi I. isabel ve aragon kralı II. fernando'nun evlenerek bu iki krallığın güçlerini birleştirmesiyle tamamlanmış ve ispanya'da endülüs devletine son vermiştir. hristiyanlık itikadına büyük bir sadakatla bağlı olan, veya bağlıymış gibi görünen, bu iki genç evlendiğinde isabel 18, fernando 17 yaşındadır. ikinci dereceden kuzen oldukları için evlenmeleri ancak papadan alınacak onaya bağlıdır, bu sorunun üzerinden sahte bir onay hazırlatarak atlayacak kadar gözlerini karartmış gençlerdir evlendiklerinde. sonrasında ise kolomb'u amerika'ya, macellan'ı baharat adalarına göndererek coğrafi keşiflerde çığır açan, yeni dünya olarak adlandırılan toprakları hristiyanlık adına fetheden ve avrupa'nın geri kalanında reform hareketleri başlarken hristiyan inancına katkıları nedeniyle papalık tarafından (yani evlenmelerine onay vermek istemeyen kurum tarafından) katolik krallar adıyla onurlandırılan önemli şahsiyetlere dönüşeceklerdir.


1957 tarihinde basılmış 1000 peso. banknotun üzerinde isabel ve fernando'nun fotoğrafı bulunuyor.


reconquista başarıya ulaştıktan sonra sefarad'lar için zorlu bir süreç daha başlar. "zamanında müslümanlara yardım edip bizi sırtımızdan hançerlediniz" diyenler, "sizi severiz aslında ama hazır müslümanlar da gitmişken gelin siz de katolik olun, mis gibi yaşalım" diyenler, ve daha neler neler diyenler ortaya çıkıp, her kafa ayrı bir ses üretince, çare yine ilahi kilisenin emrinde bulunur; hristiyanlığa dönen yahudiler ispanya'da yaşayabilecek, diğerleri de ülkeden kovulacaktır.

başlarda "sakin olun yahu! hristiyan oldum ben. bak istavroz çıkarıyorum" der geçerim diye düşünen sefaradlar kazın ayağının öyle olmadığını, katolik krallar tarafından engizisyon mahkemeleri kurulunca ve bu mahkemelerde "gizli yahudilik" suçlamasyla yargılamalar başlayınca anlarlar ve göçe başlarlar.

sefaradların ve ladino'nun yolculuğu burada başlar. ilk tercih en yakın olan yerdir; portekiz'e yerleşmeye başlarlar. fakat katolik krallar orada da peşlerini bırakmayacaktır. isabel ve fernando'nun yönetiminde güçlenen ve coğrafi keşiflerle zenginleşip bölgede sözünü geçirmeye başlayan ispanya'nın baskısıyla portekiz'de de benzer yasalar çıkarılır. sefaradların güvenli toprak arayışı derinleşir.

"gönderen kaybeder, ben kazanırım"

batıda bunlar olurken, doğuda istanbul fethedilmiş ve sefaradların ve ispanyolların kaderi üzerinde birinci etkiye sahip olan roma imparatorluğunun son parçası da tarihe karışmıştır. sultan mehmet ölmüş, yerine oğlu II. beyazıt geçmiştir. sefaradların ülkesine istediği gibi yerleşebileceğini duyuran II. beyazıt, osmanlı donanmasından gemileri ispanya kıyılarına yollayarak sefaradları imparatorluğa getirmiş ve "gönderenler kaybeder, ben kazanırım" diyerek onlara ne kadar önem verdiğini göstermiştir. bu kabullenmenin, hatta bağrına basmanın altında yatan temel sebeplerden biri sefaradların zengin, kültürlü, çok dil bilen ve zanaat sahibi insanlar olmasıdır. yine bu tavır okunurken, endülüste yenilerek avrupanın önemli bir noktasından çıkarılan müslümanların, istanbulu alarak diğer ucundan yine avrupaya sokulmuş olmalarından ve "avrupa'da olan bitene biz de müdahiliz" gibisinden ince bir politik mesaj vermek istemelerinden bahsedilebilir.

sultan beyazıt, osmanlı donanması tarafından imparatorluğa getirilen sefaradları karşılarken


imparatorluk içerisinde istanbul, selanik, izmir ve filistin/celile yakınlarına yerleştirilen sefaradlar, katolik kralların ispanya'ya egemen olmasıyla kaçan ağızlarının tadını yerleştirildikleri bu topraklarda yeniden bulmuştur. avrupanın farklı ülkelerine göç edenlerin aksine osmanlıya göç edenler dillerini ve kültürlerini koruyabilmiş, hatta yer yer ayrıcalıklı haklara bile sahip olmuştur.

nebukadnezar'ın bundan yaklaşık 2600 sene önce yıktığı yahudi krallığından yola çıkan, bugün istanbulun belirli bölgelerinde (kurtuluş, adalar gibi) tek tük de olsa karşılaşılabilen sefaradlar, müzikleri, yemekleri ama her şeyden de önemlisi dilleriyle varlıklarını sürdürmektedir.

topluluğun ve dilin tarihsel yolculuğu kısmı üzerinde yeteri kadar durduğumu düşünüyorum. osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra, imparatorluk coğrafyasına gelen sefaradlara ne olduğu konusunda bir çok kaynaktan faydalanılıp bilgi edinilebilir, bu noktada biz dümeni biraz daha lingüistik bir rotaya kıralım ve ladino dili hakkında bilgi edinmeye çalışalım derim. zira ispanya'nın 2010 yılından bu yana sürdürdüğü "sefaradlar gelsin, kayıtlara bakalım. gerçekten sefaradlarsa kendilerine anında vatandaşlık vereceğiz" politikasından da anlayabileceğimiz üzere siyaset, politika, savaşlar, göçler gibi can sıkıcı mevzular hakkında sabaha kadar konuşsak, yine de mantıklı noktalar bulmakta zorlanır, "madem böyle yapacaktın, niye öyle yaptın" sorusuyla boğuşur dururuz.

auschwitz toplama kampında ladino (judeoespanyol) dilinde yazılmış bir plaka. "naziler, çoğunluğu sefarad olan bir buçuk milyon erkek, kadın ve çocuğu burada katletti..."

judeoespañol (yahudi ispanyolcası) olarak da adlandırılan ladino, günümüzde yok olma tehlikesi altında bulunan dillerden biri olarak kabul ediliyor. ispanya'dan ayrılıp dünyanın farklı noktalarına göç eden sefaradlar gittikleri topraklarda konuşulan dillerden etkilenmişlerdir. güncel olarak castellano ile karşılaştırmak gerekirse aşağıdaki farklı noktalar dikkat çekecektir.

diptongasyon kaybolmuştur
duerme - durme
escuela - eskola
quiero - kero

h harfinin okunması
h harfi castellanoda yazılır ama okunmaz. ladinoda h harfleri okunur. bununla birlikte castellanoda h harfiyle yazılan bir çok kelime ladinoda h harfi olmadan yazılır.

j harfinin türkçe j gibi telaffuzu
ija- ija - bu durumun ladino konuşulan başka ülkelerde de aynı olup olmadığını bilmiyorum. varsa burayı okuyan ve anadili ladino olan biri beni bilgilendirebilirse sevinirim.
mujer-mujer

k sesi veren c harfinin k olarak yazılması
doktor-doktor (castellanoda doctor olarak yazılır ama ladinoda doğrudan k olarak yazıldı. yine bu durumun dünyanın her yerinde aynı olup olmadığını bilen varsa bilgilendirebilir.

ladino, yazılış ve okunuş bakımından türkçe ile neredeyse birebir aynıdır. türkçe judeoespanyol bir sözlüğün çıktığını duyuran haberin metnine buradan ulaşabilirsiniz. okuyacağınız metin ladino'dur ama ispanyolca bilirseniz neredeyse bütün metni anlayabileceksiniz.

aşağıda çok değil kırk elli sene öncesinde bu topraklarda yaşayan ve judeoespanyol dilini konuşan insanlar için hazırlanmış güzel mi güzel bazı ilanları ve gazete küpürlerini bulabilirsiniz.


günahkarlar isimli filmin duyurusu - saray sinemasında


-----------------------------------------------------------
imdb'ye göre 1948 yapımı bir filme ait duyuru - ar sinemasında




-----------------------------------------------------------
sempatik fransız sanatçı suzanne gerard otel denizparka



-----------------------------------------------------------
dario moreno 💜 ben




-----------------------------------------------------------
hem balık, hem şarkıcı rafael de luna'nın en güncel repertuarı


-----------------------------------------------------------
türkiye'de yayın yapan el amaneser gazetesinin manşeti "arada bir felekten bir gün çalmak iyidir"




-----------------------------------------------------------
sefaradlar hakkında bu kadar konuştuktan sonra aşağıdaki klibi paylaşmamak haksızlık olurdu. keyifle dinleyin ve kendinize iyi bakın amigos.



3 yorum:

  1. 7 ay önce ispanyolca öğrenmeye başladım. sizide takip ederim. bir sorum var. 'al' nedir nerelerde kullanılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar. konuyla ilgili kısa bir yazı ekledim sayfaya. aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

      https://ispanyolcadefteri.blogspot.com.tr/2018/03/contraccion-kaynasan-kelimeler-del-al.html

      Sil
  2. yo he estado aprendiendo el español por siete meses y he estado siguiendo usted. tengo dos pregunta; Qué es 'al'? y en donde se usa 'al'?

    YanıtlaSil

Acción Poética

Acción Poética

Joyas de America Latina

Joyas de America Latina
Mercedes Sosa

Un poco de humor, por favor

Un poco de humor, por favor