Temel Cümle vs Öğrenci

dil öğrenmede en önemli eşiklerden biri temel cümleyi aşmaktır. temel cümleler neredeyse ilk dil derslerinden hemen sonra kurulmaya başlanan, "bu nedir" sorusuna verilen yanıtlardır. klasiktir. her dilde aynıdır. naftalin kokulu fakat vazgeçilmesi, alternafinin oluşturulması çok zor olan bir taktiktir. öğretmen sınıfa girer ve anlatmaya başlar. "merhabalar, bugün bu nedir sorusuna yanıt vermeyi öğreneceğiz". süreç hep aynıdır hatta kullanılan kelimeler bile, öğrenilmek istenen dilden bağımsız olarak, aynıdır. bu nedir? bu masadır. bu nedir? bu bir penceredir. masa, pencere, kitap, ev, kedi, köpek ve tabi ki dolma kalem ve defter bütün dillerin "basit cümle kurma" ekibinde görevli kelimelerdir. bu kelimeler sanki bunun için mevcuttur.

bu süreç yani ilk dersler, konu bakımından, benim için en sıkıcı derslerdir. ne zaman ki basit cümleler aşılmaya, cümlenin içine sıfatlar sokulmaya başlanır, dil öğrenim/öğretim süreci o zaman daha keyifli bir hal almaya başlar. biraz önce sıradan olan masa artık renklenmeye başlamıştır. "bu kahverengi bir masadır", "bu siyah bir kedidir", "bu büyük bir evdir". temel cümlelerin sığlığı sıfatlarla birlikte yavaş yavaş ortadan kalkarken, öğrencinin zihninde derinleşme oluşmaya başlar, biraz önce dizine kadar bile gelmeyen çukur artık aşağılara doğru inmekte ve karanlık bir hal almaktadır. öğrencinin o çukurdan aşağıya doğru inmesi sürecinde en büyük yardımcıları basit cümlenin muhtelif kısımlarına yerleşen, yerleşme sırasına tıpkı eve yeni bir insan taşınmışcasına kendi kurallarını da beraberinde getiren yeni öğeler ve bunların nasıl kullanılacağıyla ilgili koşullardır.

dilleri zamanla dipsiz bir kuyuya dönüşen bu çukurlar, öğrenme sürecini ise derinleştikçe kuyunun içinde kalan ve daha da aşağılara sürüklenen öğrencilerin yukarıya ulaşma çabaları olarak tanımlarsak; cümlenin yeni bileşenlerini ve bu bileşenlerin beraberinde getirdikleri yeni kuralları ve kullanımları da kuyudan çıkma sürecinde öğrencilerin kullanacağı aletlere benzetebiliriz. bir dağcının elinde tuttuğu küçük tırmanma çekicini fiil çekimi, beline doladığı güvenlik halatını edatlar olarak görebiliriz. önemli olan bütün o malzemeleri kullanarak o kuyudan çıkmanın bir yolunu bulmaktır. çıktığınızda kuyunun kenarında, öğrendiğiniz yeni dili konuşmak için sizi bekleyen insanlar göreceksiniz. onlara hiç çekinmeden "hola" diyebilirsiniz.

peki, nedir bu temel cümleyi açmak? nasıl yapılır? zorlukları-ipuçları nelerdir?

ilk olarak yukarıda da belirtildiği üzere, cümleye yeni bileşenler eklemektir. bunun en kolay yolu sıfatları kullanmaktır. sıfat kullanımı, basit cümleyi aşmanın elifba'sı, ön girişi, ücretsiz etkinlik giriş kapısıdır. ispanyolca için söylemek gerekirse bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta cinsiyettir. bu konuyu yine blogumda sıfatlar başlığı altında daha gramer ağırlıklı olarak işledim. dileyen öğrenciler arşiv sayfasından konu başlığını bulup orayı da okuyabilir. ben biraz da burada anlatayım. elime yapışacak değil ya ayol.

ispanyolca'da nesnelerin cinsiyeti vardır. dillerde harf-i tarif (artikel) kullanımı hakkında bilgisi olmayan öğrenciler için bu durumun ne kadar garip kaçtığını biliyorum. bir defasında "ne yani hocam, kapının şimdi cinsiyetimi var?" diye soran bir öğrencime "evet, kapı müennes harf-i tarif icab eder yani kapı için dişil tanım edatı olan LA kullanılır" dediğimi, öğrencinin kapıya anlamsız anlamsız bir kaç saniye baktığını hatırlıyorum. kuyu derinleşmeye başlıyordu.

nesnelerin sahip olduğu cinsiyet sıfatlar için geçerli değildir. ispanyolca sıfatlar kendi başlarına bir cinsiyete sahip değildir ve birlikte kullanıldıkları ismin cinsiyetine uyum gösterirler.

la puerta - kapı
rojo - kırmızı

gördüğünüz üzere isim olan kapı kelimesinin önünde "la" tanım edatı var, sıfat olan rojo ise önünde herhangi bir artikel "el-la-los-las-un-una-unos-unas" bulundurmuyor. zira ihtiyacı yok. sıfatlar sözlükte öylece durup, bir kelimenin onları çağırmasını bekler. sonra çok cana yakın oldukları, anglo-saksonların "veri izi going" dedikleri karaktere sahip olduklarından dolayı kendilerini çağıran kelimeye uyum gösterir, canlarını sıkmazlar. Örnekleyelim mi?

esta es una puerta - bu bir kapıdır
este es un coche - bu bir arabadır

temel cümlelerin birincisi dişil bir kelime olan "la puerta" ile ilgili olduğu için "esta es una", ikincisi eril bir kelime olan "el coche" ile ilgili olduğu için "este es un" ile kurulu durumdadur. yine bu konuda ayrıntılı bilgi için arşiv sekmesine gidebilir orada ilgili dersleri ayrıntılarıyla okuyup, buraya geri gelebilirsiniz. biz sizi bekleriz.


temel cümlelerimize aynı sıfatı ekleyelim. önce kapı çağırsın sözlükten kırmızı sıfatını:

esta es una puerta roja - bu kırmızı bir kapıdır.

sonra da araba çağırsın:

este es un coche rojo - bu kırmızı bir arabadır


cümlelere bakınca sıfatın dişil bir kelimenin peşinde kullanıldığında A harfiyle eril bir kelimenin peşinde kullanıldığında O harfiyle yazılması, sıfatın kendini çağırana hürmetinden, uyumluluk göstermesindendir.

bu hususta aklınıza takılan sorular olacaktır. ben yine en sık karşılaştığım soruları ve cevapları aşağıya sıralayacağım. sizin sorunuz bunların arasında yoksa iletişime geçip sorabilirsiniz.


soru: isimlerin erkek mi kadın mı olduğunu nasıl anlarım?
yanıt: öncelikle erkek ve kadın şeklinde artikellerimiz bulunmamaktadır. bunlara mutlaka eril ve dişil diyeceğiz. cinsiyeti anlamak için bazı temel kurallar mevcut. en iyi bilinen kural, önemli istisnalar içermekle birlikte, a ile biten kelimelerin dişil, o ile biten kelimelerin eril olduğudur. fakat söylediğim gibi bu konuda oldukça fazla istisna bulunmaktadır. öğrenciler bu durumu göz önünde bulundurmalıdır. istisna var demiş miydim?


soru: sıfatlar her zaman isimden sonra mı gelir?
yanıt: hayır, sıfatlar genellikle isimlerden sonra gelir fakat bazı durumlarda sıfatın vurgulanması için başa da yazılabilir. yine, daha ileride işimize yarayabilecek bir bilgi olarak, bazı sıfatlar kelimeden önce kullanılırsa farklı anlamlar verebilir. örnekleyelim mi?

hombre: adam
pobre: fakir, yoksul, zavallı, vb.

un hombre: bir adam
un hombre pobre: fakır bir adam (yar fakır ben de fakır)
un pobre hombre: zavallı bir adam (yazık ya kimin adamıysa)

soru: bir nesnenin tipine bakarak sıfatını tahmin edemez miyim? yani örneğin kocaman bir kaya gördüğümde bu kesin erkektir, ya da çok zarif detaylarla işlenmiş bir süs eşyası gördüğümde bu kesin kadındır diyebilir miyim?
yanıt: yine söylüyorum, erkek veya kadın değil, eril ve dişil diyeceğiz. kafamızda kurduğumuz kültürel ve sosyal kodların dilde karşılığı olmayabilir. yani şekil veya kullanıma bakarak cinsiyet hakkında karar veremeyiz. en uç örneği vereyim: ispanyolca'da, erkek üreme organının artikeli la (yani dişil tanım edatı), dişil üreme organının aratikeli el (yani eril tanım edatıdır).

soru: hocam şu üreme organları nasıl söyleniyor, yazabilir misiniz?
yanıt: ilerleyen kurlarda öğreneceğiz. dersi kaynatmayın (sırıtmayın öyle saçma saçma)

soru: ya hocam ya madem bu kadar karmaşık, biz nasıl öğreneceğiz ya da nereden bileceğiz hangi ismin hangi artikele sahip olduğunu?
yanıt: yeni kelime ezberlerken mutlaka artikeliyle ezberleyeceksiniz. sözlüklerden faydalanırken kelimelerin hemen yanında, parantez içinde veya italik olarak "m" veya "f" yazar. yani masculino (eril-el), femenino (dişil-la)


sıfatlarla başladığımız temel cümleyi aşma yolculuğuna, cümlelere başka başka bileşenler ekleyerek devam edeceğiz. yorumlara içinde sıfat bulunan ikişer cümle yazabilirsiniz. hatalı olanları yorum yaparak düzelteceğim.


hasta luego estudianteslerim benim.






iletişim:
05369585768

2 yorum:

  1. Nasıl güzel, nasıl tatlı bi anlatım, teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum, ben teşekkür ederim :)

      Sil

Acción Poética

Acción Poética

Humor en Español

Humor en Español

İspanyolca Öğrenenler