Çeviri - Los crímenes de Nestlé en Filipinas


Los huelguistas nos ofrecen que pasemos la noche con ellos. Por la mañana, y por primera vez durante nuestro viaje, el café que nos dan no es Nescafé
Este verano, siete miembros del Comac* fuimos el mes de julio a Filipinas y no nos limitamos a disfrutar de la belleza del país sino que aprendimos muchas cosas. Los filipinos resisten y se organizan frente a los asesinatos políticos, frente al colonialismo estadounidense...

La Hacienda Luisita es una finca de caña de azúcar de 4.000 hectáreas, es decir la superficie de un municipio medio en Bélgica. Las tierras pertenecen a un único terrateniente. Al entrar en la finca, nuestro coche se detiene un momento en el puesto de control. Vamos a dormir cuatro noches con los campesinos que viven en este “pueblo privado”, y que dependen de mil y una maneras del propietario de las tierras.

Unos kilómetros más allá, delante de la entrada de la refinería de azúcar, nos detenemos delante de una placa conmemorativa con 14 nombres. El vigilante de la fábrica nos prohíbe hacer fotos, así que lo hacemos a escondidas. El año 2004, los trabajadores de las plantaciones de caña de la finca organizaron una huelga para reclamar un salario decente y en contra del paro técnico. El Gobierno reaccionó con una represión sangrienta: abrió fuego contra los manifestantes y murieron siete de ellos. A continuación, otros 7 líderes del movimiento fueron asesinados. Pero la firmeza de los trabajadores finalmente dio sus frutos: la mitad de las 4.000 has. se han redistribuido entre los campesinos, y parte de ellos se han organizado en colectivos familiares o en cooperativas.

Como es lógico, no nos limitamos a hablar con los dirigentes sindicales sino que además nos pusimos manos a la obra. Plantamos arroz con ellos... hasta que nuestra espalda y nuestra piel nos lo permitieron. Nos divertimos con los filipinos que se reían de nuestra lentitud en el trabajo. Algo que va muy bien para romper prejuicios y comprobar cómo el trabajo crea vínculos y facilita la solidaridad.

Nestlé

Desde el principio, nuestro guía nos puso sobre la pista: los obreros de la fábrica están en huelga desde hace ¡cinco años! Algo impresionante... ¿cómo es posible?

Para comprenderlo hay que remontarse 20 años atrás... a 1987, cuando se produce una huelga en las 9 fábricas que Nestlé tiene en el país. Punto central de las reivindicaciones es el tema de la jubilación. Durante los dos años siguientes, se despide a 103 sindicalistas y uno de sus dirigentes es asesinado. Para acabar con el asunto de las jubilaciones, Nestlé recurre al Tribunal Supremo, y en 1991 se dicta sentencia: dan la razón a los trabajadores y las jubilaciones deben ser negociadas colectivamente. Un triunfo jurídico histórico... los convenios colectivos de trabajadores de los años 1992, 1995 y 1998 lo tuvieron en cuenta.

Sin embargo, a principios de 2001, la dirección de Nestlé se niega a seguir con las negociaciones relativas a las pensiones. El 14 de enero, se pone en marcha la huelga: los trabajadores consiguen paralizar totalmente la fábrica durante 14 horas, y enseguida intensifica la represión. Un millar de policías y agentes de una compañía privada de seguridad atacan a los piquetes. Los continuos enfrentamientos ocasionan muchos heridos.

A partir del 28 de enero, Nestlé sustituye a la casi totalidad de su personal, en esta ocasión, con obreros no sindicados.

Con el paso de los meses, la situación de los huelguistas se convierte en dramática. Denunciados por el Gobierno como terroristas, individualmente se les acusa de todo tipo de delitos.

El presidente de la delegación sindical con el que nos hemos entrevistado no se atreve a volver a su casa por miedo a ser asesinado, pero a pesar de todo continúa defendiendo los derechos de los obreros. Se diría que aquí no saben lo que es el derrotismo. ¡Es impresionante!

Hoy, tras cinco años de lucha, a cada huelguista se le acusa de entre 12 y 15 delitos, se les rechaza en la totalidad de las fábricas de la región y en su mayoría son incapaces de volver a conseguir trabajo.

Mientras que la campaña de boicot a Nestlé crecía y la determinación de los huelguistas seguía inalterable, el presidente de la delegación sindical, Ding Fortuna, era asesinado el 22 de septiembre, once días después del asesinato de uno de sus colegas en Colombia.

En 2006, tras una resolución del Tribunal Supremo a favor de los trabajadores, Nestlé intenta acabar de una vez y hace una propuesta tentadora a los huelguistas (un mes de salario por año de antigüedad) si aceptan abandonar sus actuaciones contra la empresa pero sólo unos pocos aceptan la propuesta y el chantaje a la pobreza no alcanza su objetivo. En la actualidad, los huelguistas tienen semanalmente una Asamblea General.

Los huelguistas nos ofrecen que pasemos la noche con ellos. Por la mañana, y por primera vez durante nuestro viaje, el café que nos dan no es Nescafé. Encontrar en Filipinas otra marca distinta que no sea Nescafé (la situación de Nestlé es casi monopolística) es en sí misma una proeza digna de mencionar.

* Organización de las juventudes comunistas belgas.


Nestle'nin Filipinlerdeki Suçları

Bu yaz, yedi COMAC* üyesi olarak, haziran ayında Filipinler'e gittik ve kendimizi sadece ülkenin güzelliklerinden faydalanmayla sınırlamadık, birçok şey öğrendik. Filipinliler, Birleşik Devletler’in emperyalizmine ve ülkedeki politik cinayetlere karşı mücadele ediyor, örgütleniyorlar.
Hacienda Luisita, 4.000 hektar büyüklüğünde bir şeker kamışı çiftliği, bu boyutuyla çiftliğin genişliği Belçika merkezinde bir belediyenin genişliğine yakın. Bu topraklar sadece bir kişiye ait. Çiftlik girişinde arabamız kontrol noktasında durduruluyor. Dört gece boyunca bu "özel köyde" bin bir şekilde toprağın özel mülkiyetine bağlı köylülerle birlikte uyuyacağız.

Birkaç kilometre ötede, şeker rafinesinin girişinde, üzerinde 14 isim yazan bir anıtın önünde duruyoruz. Fabrika güvenliği fotoğraf çekmemizi engelliyor, biz de gizlice çekiyoruz. 2004 yılında, şeker kamışı çiftliği işçileri daha iyi bir ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle grev yapmışlar. Hükümet güçleri grevi kanlı bir şiddetle bastırmış: kitlenin üzerine ateş açıp yedi kişiyi katletmiş. Devamında hareketin liderlerinden yedi kişiyi daha öldürmüş. Fakat direniş meyvesini vermiş: 4000 hektarlık toprağın yarısı köylüler arasında paylaştırılmış ve köylüler aile kolektifleri ve kooperatifler olarak örgütlenmişler. Akla yatkın olduğu üzere kendimizi sadece sendika temsilcileriyle konuşmayla sınırlamadık, elimizi işe de attık. Onlarla birlikte pirinç ekiyoruz, tenimizin ve sırtımızın bize izin verdiği kadarıyla. İşteki yavaşlığımıza gülen Filipinlilerle eğlenceli zamanlar geçirdik. Önyargıları kırmak ve çalışmanın bağları nasıl geliştirdiğini, dayanışmayı kolaylaştırdığını bir kez daha gördük.

Nestle

Daha başlarda, rehberimiz bizi şaşırtıyor: işçiler beş yıldır grevde! İnanılır gibi değil... Bu mümkün mü?

Bunu anlayabilmek için 20 yıl geriye, Nestle'nin ülkede buluna 9 fabrikasında grevlerin örgütlendiği, 1987 yılına bakmalıyız. Taleplerin en önemlisi emeklilikti. İzleyen iki yıl içinde 103 sendikalı işten atıldı ve içlerinden biri katledildi. Emeklilik konusunu bitirmek için Nestle mahkemeye başvurdu ve 1991 yılında karar açıklandı: işçiler haklıydı, emeklilik gerekliydi. Tarihsel bir hukuk zaferi... 1992, 1995 ve 1998 yılında yapılan toplu sözleşmelerde işçilerin bu hakları dikkate alındı.

Ama 2001 yılının başlarında, Nestle yönetimi emeklilik maaşları konusunda üzerinde düşeni yapmayı reddetti. 14 Ocak’ta grev patladı: işçiler 14 saat içinde fabrikadaki üretimi felç etti ve devamında baskılar başladı. Yığınla polis ve özel güvenlik görevlisi eylemcilere saldırdı. Devam eden çatışmalarda birçok insan yaralandı.

28 Ocak’tan itibaren Nestle bütün işlere kendi işçilerini yerleştirdi, sendikasız işçilerini. Ayların geçmesiyle birlikte işçilerin durumu dramatik bir hal aldı. Devlet tarafından terörist ilan edildiler, bir yığın suçlamayla karşı karşıya geldiler.

Sendikal delegasyon başkanı yaptığımız görüşmede, eve dönmediğini dönünce öldürüleceğinden korktuğunu söyledi, ama bütün bunlara rağmen işçilerin haklarını savunmaya devam ediyor. Bu ülkede yenilgi nedir bilinmiyor dense yerinde olurdu hani. İnanılmaz!

Bugün, beş yıllık direnişin ardından, her bir grevcinin üzerine atılmış 12-15 arası ayrı suç var, hepsi bölgedeki fabrikalardan atılmış durumda ve birçoğunun yeni bir iş bulma şansı da yok.

Bir taraftan Nestle'yi protesto kampanyası büyürken ve grevcilerin kararlılığı devam ederken, sendikal delegasyonun başkanı Ding Fortuna, 22 Eylül’de, Kolombiyalı bir meslektaşının öldürülmesinin üzerinden 11 gün geçmişken, öldürülür. 2006 yılında mahkeme işçilerin lehine karar alır, bunun üzerine Nestle meseleyi bitirmek için hilekar bir teklifte bulunur; eğer şirkete karşı faaliyetlerde bulunmaktan vazgeçerlerse grevde geçen her yıl için bir aylık ücret verilecektir. Bu teklifi çok az işçi kabul eder ve yoksulluğa yapılan şantaj hedefine ulaşmaz. İşçiler hala haftada bir gün genel toplantı yapıyorlar.

Grevciler geceyi onlarla geçirmemizi öneriyorlar. Sabahleyin bize verdikleri kahve Nescafe değil (yolculuğumuz boyunca ilk defa bize Nescafe olmayan bir kahve veriliyor). Filipinlerde Nestle dışında bir kahve bulmak, başlı başına, sözü edilebilecek bir iş.

*Belçika Komünist Gençlik Örgütü


http://www.rebelion.org/noticia.php?id=56372 adresindeki İSPANYOLCA orjinalinden Ercan BAYRAZ tarafından çevirilmiştir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Acción Poética

Acción Poética

Humor en Español

Humor en Español

Takipçiler